Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

BAKIMLI BAYAN

13 tane "türkiye" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"türkiye" tagli diger ogeler resimler , videolar

Türk kadınlarının kalçaları Brezilyalılar’dan farksız

"Türk kadınlarının kalçaları, Brezilyalı kadınlardan farksız. Vücutları ise İtalyan kadınlarına göre daha fit ve sportif"

Dünya Aerobic Şampiyonu Gil Lopes, dünyanın en iyi aerobic/fitness eğitmenlerinden biri olarak gösteriliyor. Geçtiğimiz hafta Türkiye’ye gelen Gil Lopes Türk kadınlarını görünce şaşırdığını söylüyor: “Çok güzel vücutlu kadın ve erkekler gördüm. İtiraf ediyorum; Türk kadınlarının kalçaları, Brezilyalı kadınlardan farksız. Vücutları ise İtalyan kadınlarına göre daha fit ve sportif.”

39 yaşında, Brezilyalı ve haliyle oldukça enerjik bir adam Gil Lopes. Bugün dünyanın en iyi aerobic/fitness eğitmenlerinden biri olarak gösteriliyor. Aerobic yarışmalarında dünya şampiyonlukları var. Hatta koçluğunu ve koreografilerini yaptığı pek çok ülkenin aerobic takımına da altın madalyalar kazandırmış. Bugün İtalya’da yaşıyor, başta ABD olmak üzere, Portekiz, İspanya, Fransa, İsviçre, Danimarka, Rusya, Japonya ve İngiltere’de masterclasslar veriyor. Geçtiğimiz günlerde Hillside City Club-Trio’nun davetlisi olarak İstanbul’a gelen Lopes ile aerobic ve fitness üzerine konuştuk.

vatan

Yanlış seçim göz çevresindeki yağ butonlarını artırıyor

oz004 Göz çevresindeki yağ butonları, birçok kadın için sorun. Yağ butonları bulunanlara uzmanların ilk önerisi, kolesterollerine baktırmaları. Aşırı yağ butonu, yüksek kolesterol habercisi olabilir. Yanlış tercih edilen kremler de soruna zemin hazırlayabiliyor. Butonlarla başetmek için:
  • Göz makyajınızı uçucu yağlar, losyon veya jel şeklindeki göze özel üretilen temizleme ürünleriyle çıkarın.
  • Cilt bakımımıza göz ürünleriyle başlayın. Sonra cilt ürünlerine geçin.
  • Cilt için kullandığınız nemlendirici, serum ve gece kremini asla göz çevresine yaklaştırmayın.
  • Göz kremlerini kemik üzerinde göz çevresine sürün.
  • Kremin yüzde 70’ini kaz ayaklarına, yüzde 30’unu ise kaş altı ve gözaltına uygulayın.
  • Şişlik, morluk, yeni başlayan nemsizlik çizgileri için jel yapısında göz ürünlerini kullanmayı deneyin.
  • Yağlı ve yoğun ürünlerden sakının.

Mesude Erşan


Kaynak : Hürriyet

Kadınla erkeğin 46 farkı

46fark Ergenlik Sivilcesi: Erkeklerin sivilce sorunu daha fazladır. Bu da daha çok testosteron hormonundan kaynaklanmaktadır. Bu hormon yağ bezlerini uyarır ve derideki gözeneklerin tıkanmasına,dolayısıyla da sivilceye neden olur.

Vücut Kokusu: Erkeklerin vücut kokusu kadınlardan çok daha güçlüdür.

Saldırganlık: Erkekler kadınlardan daha saldırgan olup bedensel güç kullanımına daha eğilimlidirler. Bunun açıklaması da testosterona bağlanmaktadır. Buna karşılık kadınlar kelimelerle saldırır ve savaşırlar.

Spor: Spor konusunda erkekler kadınlardan daha hızlıdır ancak kadınlar daha dayanıklıdırlar.

Kan: Erkeklerde 4.5,kadınlarda 3.6 litre kan vardır. Erkek kanı daha koyu kıvamlıdır, bir damlasında 1 milyon kan hücresi vardır. Toplam olarak erkeklerde 1 santimetreküp kanda 5 milyon alyuvar vardır, bu da kadınlara kıyasla yüzde yirmi fazlalık demektir. Erkeklerin tansiyonu da kadınlardan yüksektir: 140/88. Bu değer kadınlarda 130/80'dir.

AIDS: Her dört AIDS hastasından sadece biri kadındır. Nedeni ise kadınların baskın olan X krozomundan iki tane taşımasıdır. Çünkü bir sağlıklı, bir hasta gene sahip olsalar bile sağlıklı gen hasta gene baskın çıkar ve hasta değil taşıyıcı olurlar. Erkeklerde ise Y geni hastalıklı X genini baskılayamaz.

Yüzme Yeteneği: Kadınlar derilerinin altındakı yağ tabakası nedeniyle daha iyi yüzerler.

Yaş Dönümü: Kadınlar menopoz döneminde ateş basması, uykusuzluk, şişmanlama, gece terlemeleri ve vajina kuruluğu gibi belirtiler yaşarlar. Erkekler andropoz denen yaş döneminde hemen hemen hiçbir bedensel belirti yaşamazlar.

Vücut Isısı: Erkeklerin vücut ısısı kadınlardan daha yüksektir.

Su: Erkek vücudunun yüzde 60-70'i sudan ibarettir.Kadın vücudundaki su oranı ise yüzde 50-60 arasındadır.

Cinsel Organlar: Ana cinsel organlar erkekte vücudun dışında bulunur ve kolayca yaralanabilir. Kadında vücudun içine gizlenmiş olup korunmadadır.

İskelet: Erkeklerin omuzları daha geniş , kolları ve bacakları daha uzun, kemikleri daha ağır, eklemleri de daha büyüktür. Buna karşılık kadınların kalça kemikleri daha geniş, eklemleri daha esnektir.

Ses Telleri: Kadınların ses telleri daha kısa olduğundan sesleri daha tizdir.

Vücudun Ağırlık Noktası: Omuz ve kalça iskeletleri farklı olduğundan, kadınların ağırlık noktası erkeklerinkinden daha aşağıdadır.

Duyu Organları: Kadınların işitme ve koklama duyuları daha güçlüdür. Buna karşılık erkekler ışığa karşı daha hassastır. Erkek gözü ayrıntıları daha iyi seçer.

Enerji Harcaması: Erkekler hareketsiz halde, vücudun metrekaresi başına ortalama 39,5 kalori yakarlar. Kadınlar ise 37 kalori. Erkeğin günlük kalori ihtiyacı 2700 kalori, kadınınki 2000 kaloridir.

Yağ: Erkeklerde kadınlarınkinin yarısı kadar yağ dokusu vardır. Kadınlarda yağ dokusu vücudun yüzde 27'sini oluştururken, bu değer erkeklerde yüzde 15'tir. Kadın vücudunda erkeklerden 3,5 kg daha fazla yağ vardır. Yağ, erkeklerde karın bölgesinde toplanırken kadınlarda daha çok kalça, baldır ve göbekte yoğunlaşır.

Hastalıklar: Erkekler hayatları boyunca kadınlardan ortalama 40 gün daha az hastalanırlar.

Dirsek: Kadınlar erkeklere kıyasla kollarını dirsekten 6 derece daha fazla açabilirler.

Kromozomlar: Erkek ve dişilerde toplam 46 kromozom vardır. Bunların yarısı babadan, yarısı anneden gelir. Bu 46 kromozomun içinden iki tane cinsiyet hormonu vardır ki; bu erkekte XY, kadında XX olarak bulunur.

Saçlar: Kadınların saçları daha sık ve daha dirençlidir. Saç kökleri iki milim daha derinde olduğu için erkeğinki kadar çabuk dökülmez.

Deri: Erkeklerin toplam 1,8 metrekare, kadınların 1,6 metrekare derileri vardır. Kadını derisi daha ince ve kuru,bu yüzden de daha hassastır. Erkekte ter bezleri ve deri altı yağ bezleri daha fazla olduğundan derisi yağlıdır ve daha çok terler.

Mastürbasyon: Erkeklerin yüzde 93'ü, kadınların yüzde 62'si kendini mastürbasyonla tatmin eder.

Akciğerler: Erkeklerin akciğerleri kadınlarınkinden yüzde 50 daha geniş hacme sahiptir.

Yemek: Aynı kilodaki kişilerden, erkekler kadınlardan daha çok yemek ihtiyacı duyarlar; çünkü metabolizmaları daha hızlıdır.

Antikorlar: Kadınlar daha çok antikor üretirler, bu yüzden de erkeklere kıyasla bakteri ve virüs hastalıklarına daha seyrek yakalanırlar.

Ağlamak: Kadınlar erkeklerden 5 kat fazla ağlarlar. Genellikle de saat 19.00-22.00 arası.

Beyin: Erkek beyni yüzde 14 daha ağırdır. Buna karşılık kadınlarda iki yarım küre arasındaki iletişim daha iyidir.

Dölleyebilme Yeteneği: Erkekler ileri yaşa kadar, kadınlar ise menopoza (yaklaşık 50 yaş civarı) kadar dölleyebilme ve döllenebilme yeteneğine sahiptir. Erkeklerde sıcaklığın artışıyla dölleyebilme yeteneği azalır. Kadınların döllenmeye müsait oldukları en uygun olan oda sıcaklığı 17 derecedir.

Safrakesesi Taşı: Kadınların yüzde 20'sinde, erkeklerin yüzde 8'inde safrakesesi taşı oluşur.

Kalp Atışı: Erkeklerin kalbi daha büyüktür ve daha yavaş çarpar: Dakikada ortalama 72. Bu değer kadınlarda 80'dir.

Gelişme: Buluğ çağına kadar kızlar erkeklerden daha hızlı büyürler (10'a 8 oranında). Erkek çocuklar 14-15 yaşları arasında gelişmeye başlarlar ve 20 yaşına kadar bu büyüme gerçekleşebilir. Kız çocukları en hızlı 12-13 yaşları arasında gelişirken 17-18 yaşında bu gelişme durur.

Sıcaklık Duyarlılığı: Kadınlar kalın yağ dokuları nedeniyle soğuğa daha dayanıklıdırlar.

Yaşlanmak: Erkekler kadınlardan daha hızlı yaşlanırlar. 55 yaşındaki bir kadın bedensel gücünün yüzde 90'ına sahiptir. Oysa aynı yaştaki bir erkek gücünün sadece yüzde 70'ine sahiptir. 35 yaşındaki bir erkeğin damar sistemi 50 yaşındaki bir kadınınkine eşdeğerdir. Buna karşılık kadında sadece cilt daha ince olduğundan çabuk yaşlanıp kırışır. Kadınlar yaşlanma olayını psikolojik olarak erkeklerden çok daha kolay kabullenirler.

Kaslar: Erkekler kadınlardan yüzde 50 oranında fazla kas gücüne sahiptir. Buluğ çağında erkeklerde kas hücrelerinin sayısı 20 misli, kadınlarda 10 misli artar. Erkekler kadınlardan üçte bir oranında daha güçlüdürler.

Buluğ: Erkekler buluğ çağını 10-15, kadınlar 9-14 yaşları arasında yaşarlar.

Yaşam Süresi: Erkeklerin ortalama omrü 71,5 yıl, kadınların 78 yıldır.

Bacaklar: Erkeklerin bacakları daha uzun ve kaslıdır. Bu yüzden kadınlardan daha hızlı koşar, daha uzağa zıplarlar.

Vücut Ölçüleri: Erkek ortalama 175 cm boyunda ve 73,5 kg ağırlığındadır. Göğüs çevresi 98,5cm , beli 80,4cm'dir. Kadın ortalama 160 cm boyunda olup 61,2 kg'dir. Göğüs çevresi 90,1; kalça genişliği 96,5 cm; beli 74,3 cm'dir.

Adem Elması: Gırtlaktaki adem elması adlı çıkıntı sadece erkeklere hastır.

Solunum: Erkekler dakikada ortalama 16 kez soluk alıp verir. Kadınlar ise dakikada 20-22 kez soluk alıp verir. Her iki cinsin günde soludukları miktar ise aynı olup 12 bin litredir.

Cinsel Organda Tüylenme: Genital tüylenme, erkeklerde göbeğe kadar çıkarken kadınlarda göbeğin altında yatay bir çizgide biter.

SEZARYEN, AŞIRI KİLO VE GEÇ ANNELİK, ÖLÜM RİSKİNİ ARTIRIYOR

dogbebeAmerika'da yapılan bir araştırmaya göre sezaryenle yapılan doğumlar artıyor. Bununla birlikte doğum sırasında ölümlerde de artış var. Buna sebep olarak ise sezaryen, aşırı kilolar ve kadınların 30'lu yaşların üzerinde anne olmaları gösteriliyor.



Sezaryenle doğum yöntemi Türkiye'de olduğu gibi dünyada da tartışılıyor. Doğum sırasında hayatını kaybeden kadınların oranı son yıllarda hızlı bir artış gösteriyor. Çünkü sezaryen sonuçta bir ameliyat ve her ameliyatın da bir riski var. Amerikan hükümetinin konuyla ilgili yaptırdığı bir araştırma artan ölüm oranlarını, son yıllarda çığ gibi büyüyen sezaryen doğumlarına ve aşırı kilolara bağlıyor. Associated Press'in görüşlerine başvurduğu doğum uzmanı Dr. Jeffrey King, artan ölüm oranında her iki faktörün de ortak payı olduğuna inandığını belirtiyor. King, yakın zamanda doğum sırasında veya doğumdan kaynaklanan ölümleri araştıran bir araştırma grubunu yönetmişti.



ABD Sağlık İstatistikleri Milli Merkezi'nin bu hafta yayınladığı bilgiye göre, her 100 bin canlı doğumun 13'ü maalesef annenin ölümü ile sonuçlanmış. 2003 yılında bu oran 12 idi. Yine de doğumdan kaynaklanan ölüm oranı Amerika'da, bebek ölümlerinden çok yüksek değil. 2004 yılında doğum yapan 100 bin Amerikalı anneden 679'u bebeğini kaybetti ki; bu trajedi 90 sene öncesi için çok daha büyüktü. Bu tarihlerde doğum yapan her 100 kadından 1'i doğumda hayatını kaybediyordu. California'da çalışan doğum uzmanlarının oluşturduğu bir panelin üyelerinden olan Dr. Elliott Main, sezaryenle ilgili şu değerlendirmelerde bulunuyor:



"Sezaryen, en nihayetinde bir ameliyattır. Diğer bütün cerrahi müdahalelerde olduğu gibi bazı risklerden azade değildir. Ve biz bunlardan yüzlercesini arka arkaya yapınca, tabii bunun da bir bedeli olacaktır." Aşırı kan kaybı, doğum kaynaklı ölümlerde en önemli sebeplerden biri. Bu da sezaryen doğumlarını en riskli grup yapıyor. Damar tıkanıklığı ve enfeksiyon da ölüme sebebiyet veren diğer risk faktörlerinden. Uzmanlar, şişmanlığın da başka bir etken olabileceğini söylüyorlar. Daha kilolu kadınlar şeker ve oluşabilecek diğer komplikasyonlara daha açıklar. Çünkü bunlardan dolayı daha büyük bir bebeğin normal doğumla dünyaya gelmesi zorlaşıyor. Doktorlar da bu nedenle sezaryene yönelmek zorunda kalıyor. Doktor King, art arda gelen bu olumsuz tabloyu gitgide büyüyen bir "kar topu"na benzetiyor. Diğer taraftan artık kadınların 30'lu yaşlarında anne olmaları da başka bir etken olarak ölümcül sebepler listesine eklenmiş.


ZAMAN

Doğum kontrol hapı mucizesi

do
Prof. Dr. Saffet Dilek, doğum kontrol haplarının kanseri önlediğini iddia etti
Mersin Üniversitesi (MEÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Saffet Dilek, gebeliğe karşı koruyan doğum kontrol haplarının birçok faydasının yanı sıra kanser önleyici özelliğinin de olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Dilek, yaptığı yazılı açıklamada, doğum kontrol haplarının adet sancılarını giderici, yoğun adet kanamalarını engelleyici özellikleri olduğunu belirtti. Hapların bunların yanı sıra, kanseri önleyici özelliği de bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Dilek, şunları kaydetti:

''Doğum kontrol hapı kullananlarda rahim kanseri, rahim içi kanseri, yumurtalık kanseri riskinde bir azalma olduğu biliniyor. Doğum kontrol hapları, temel olarak östrojen ve progestrojen olarak iki hormondan oluşuyor. Haplarda östrojenin daha fazla olduğu için bilinen yan etkiler de geçmiş dönemlere ait.''

Prof. Dr. Dilek, geçmişte 35 yaş üzerindeki kadınlara doğum kontrol haplarının, bu dönemde damar lezyonlarında ve yaşa bağlı kanser riskinde artış olması nedeniyle fazla önerilmediğini belirtti.

Dişlerimiz nasıl çürür biliyormuyuz?

diss
İyi bir dişe sahip olmak için önce dişlerin nasıl çürüdüğünü öğrenin.
Mynet'ten Dt. Betül Yurteri diş sağlığı ve estetiği konusunda önemli bilgiler verdi. Dişlerin nasıl çürüdüğüne dair söyledikleri çok önemli..

Bakteri Kolonileri

Öncelikler, ağzınızda binlerce bakteri bulunur. Bu tamamen normal bir durumdur. Aslında bu bakterilerin çoğu faydalıdır. Ancak az bir miktar bakteri vardır ki bunlar çürüme sürecinde rol oynar. Özellikle sorumlu olan streptococcus mutans adlı bir bakteri, nişastalı yiyecekler bakımından zengin bir ortam bulduğunda hızla çoğalır ve büyük koloniler oluşturur. Karbonhidratlar olarak da bilinen ve pasta, ekmek, krakerler ve tatlılarda bulunan bu nişastalar, eğer düzenli olarak fırçalanıp temizlenmezse diş üzerinde plakları oluştururlar. Plak, tükürük, yemek artıkları ve bakterilerin karışımı olan yapışkan bir film tabakasıdır ve dişler üzerinde sürekli oluşur.

Streptococcus mutans her türlü karbonhidratı yer ama en çabuk yediği şekerdeki nişastadır. Ve şeker ne kadar rafine olursa, bakterinin bunu yeme hızı o kadar çabuktur. Bunun anlamı şudur: früktoz olarak bilinen meyvedeki doğal şekerler, bakteriler tarafından beyaz şeker kadar hızlı tüketilmez.

Bakteriler plaktaki şekeri yediklerinde kimyasal bir reaksiyon oluşur. Şekerler daha basit elemanlara ayrışır ve bu elemanlardan birisi de bir asittir (laktik asit). Lisedeki fen dersinde öğrendiğiniz gibi asit pek çok şeyi bozar; buna diş minesi de dahildir.

Sonuç olarak ağzınızdaki bakteriler, dişinizin üzerindeki plakların içindeki şekerle kendilerine ziyafet verir. Daha sonra üretilen asitler dişinizin minesini bozmak için çalışmaya başlar. Sonucunda dişinizin yüzeyi üzerinde asitlerin erittiği mineden dolayı bir delik oluşur. Artık bir oyuk vardır ve bu da diş çürüğünün görünen halidir. Bu bir kez oluştuğunda bizim için çürüme işlemini durdurmanın tek yolu, dişinizin çürümüş bölümünü temizleyerek buraya dolgu yapmaktır.

Bu hikayenin parlak bir tarafı var! Düzgün bir şekilde diş fırçaladığınız ve ip kullandığınızda dişlerinizin üzerinde çok az plak kalır ve bakterilerin de “dilediğince ye” türü bir açık büfesi olmaz. Bu, dişlerinizi üzerinde kolonileşemeyecekleri ve diş çürüğüne neden olan asitleri üretemeyecekleri anlamına gelir.

Giydiklerinizle zayıf görünmenin sırrı...

iysi
Kilo vermeyi bekleyecek kadar zamanınız yok mu? İşte ince gösteren moda ipuçları.

İyi görünmenin yolu sadece zayıflamaktan geçmiyor. Doğru kıyafetlerle daha zayıf ve daha ince görünmenin püf noktaları da var. İşte modacılardan daha zayıf görünmenizi sağlayacak 6 öneri..

1. Tek renk kullanın..
Gece mavisi, kahverengi ya da siyah gibi tek renk koyu renkli elbiseler giyin.. Bunun yanı sıra aynı rengin farklı tonlarını da birlikte giyebilirsiniz. Bej, deniz mavisi, mercan ya da teninize en iyi giden renklerde desenleri bulunan giysiler de olabilir. Eğer rengin sizi daha kilolu gösterdiğini düşünüyorsanız, elbise olarak sizde nasıl durduğuna da bakın.

2. Kumaşları doğru seçin..
Katı, sert ve ağır hatta yapışan kumaşlardan uzak durun. En iyi seçim hafif, yumuşak ve giydiğinizde vücudunuzdan kayan kumaşlardır. Amacınız vücudunuzun genel şeklini görmek olmamalı..

3. Vücudunuza göre ayarlayın..
Geniş omuzlarınız varsa, vatka ya da herhangi bir omuz aperatı kullanmayın. Kayık ve yuvarlak yakalı giysileri tercih etmeyin. Üstünüzü daha küçük göstermek için modaya uygun V yakalı elbiseler, V yakalı üst ve etek veya bol pantolonları tercih edin. Eğer üst küçük alt büyükse, yani armut vücutluysanız, boynunuzu kalın göstermeyen, omuzlarınıza uygun sizi dik gösteren kıyafetleri arayın. Üst için yuvarlak, oyuk yaka kesimleri, alt için de düz etek ya da normal kesim pantolonları seçin.

4. Kalça ve basenler
Büyük kalça ve basenleri kamufle etmek için, rahat pileli, bel kısmı büzgülü rahat etek ve pantolonlar tercih edilebilir. Modaya uygun, düz çizgiler yan cepli ya da cepsiz modeller seçin. Basenleri küçük göstermek için beli düz yarım ya da dizden hafifçe aşağıda pantolonlar arayın. Daha uzun ve zayıf görünüm için pantolonunuz ya da eteğiniz yere değecek kadar uzun olmalı.
Basenlerinizi daha fazla kamufle etmek için etek ve pantolon giydikten sonra kalçalarınızı örtecek kadar uzun bluz ya da bluzunuzun üzerine hjafifi dantel ya da örgü tunikler giyebilirsiniz. Kalçalarınızdan aşağısının çok fazla uzun olmamasına dikkat edin.

5. Kesim ve dikişileri inceleyin
Giysilerinizde, özellikle ceketlerde kare şekilli olanları ya da sıkı saran modelleri tercih etmeyin. Bunun yerine hatları hafif belli eden modelleri tercih edin. Elbiselerin dikişleri daha ön plana çıkartılmış olabilir.

6. Ayakkabıları unutmayın
Sadece elbiselerle zayıf görüneceğinizi sanmayın. Giysilerinizi belirledikten sonra ayakkabılarınızı deneyin. Özellikle ayaklarınız genişse ince şeritli ve düz sandaletler, ufak topuklu ayakkabılar giymeyin. Bunun yerine, kısa topuklu ya da üzerinde durabiliyorsanız yüksek topuklu ayakkabılar giyin. 5 cm'lik topuk ne giyerseniz giyin sizi daha ince gösterecektir. Ayak bileğinize dolanan ayakkabılardan, kare topuklardan uzak durun. Tüm bunlar sizi daha bodur ve bacaklarınızın daha kısa görünmesine neden olur.

Güzelliğiniz takıntı haline mi geldi?

uzellik_takintisi

Ayna hastalığı olarak da bilinen dismorfofobide kişi kendi vücudu ile ilgili sürekli eleştirecek birşey buluyor ve estetik cerraha koşuyor.

Güzel olmayı herkes ister ancak bu istek bir takıntı halini alır ve kişi kendinde sürekli kusur arayıp bularak mutsuz olmaya başlarsa... Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Teoman Doğan, 'kusursuz güzellik ' imajının yarattığı bir hastalık olan 'dismorfofobi' (halk arasında ayna hastalığı olarak bilinir) hakkında bilgi verdi.

Hastayı dinlemek gerekir
Op. Dr. Teoman Doğan 'ameliyat öncesi kişinin öyküsünü dinlemek çok önemlidir. Onu bize getiren nedenleri bilmemiz gerekiyor. Psikolojik durumu gerçekten çok belirleyicidir. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde yüzünden veya bedenindeki herhangi bir bölgeden utanan, bu nedenle çevresi tarafından alaya alınan kişilerin duygusal durumları çok hassas olabilmektedir'

Sık sık aynaya bakar
Dismorfofobi'si olan bir kişinin estetik operasyon sonrası alınan sonuçtan büyük olasılıkla memnun kalması da mümkün değil. Bu kişiler sürekli aynalarla yakın olmak isterler. Takıntılı derecede kendilerini inceleme halindedirler. Görünümlerinden hoşnut olmadıkları için de aynalara baktıkça depresif ruh halleri artar. Tam aksi de görülebilir. Kişi hiçbir koşulda aynaya bakmayı kabul etmeyebilir. Bu da hastalığın belirtilerindendir. Dr. Doğan'a göre, genellikle burnundan veya göğüslerinden şikayet eden bu kişiler kulaklarının veya kalçalarının büyüklüğünden de yakınırlar. Oysa aslında durum hiç de onların abarttıkları gibi değildir.

Ünlülere benzeme hayali
Hastalıkta sıklıkla rastlanan bir durum da kişinin kendine rol model olarak ünlüleri alması. Dr. Doğan, bu konu hakkında şunları söylüyor: 'Bu tip hastaların çoğu bir ünlüye benzemek istiyor. Bunun üzerinde durmak lazım. Örneğin, eline Angelina Jolie'nin resimlerini alıp gelmiş bir kadın hasta baştan ayağa Jolie'ye benzemek istediğini söylüyorsa burada bir problem vardır. Böyle bir durumda yapılması gereken kişileri psikiyatrlara yönlendirmektir.

Erkeklerden korkuyorum

korkakkiz Üniversite mezunu, yükseklinans yapmış, kültürlü bir genç kız. Aile tabusu yüzünden hiçbir erkeğe yaklaşamıyor.

Sevgili Güzin Ablacığım, ben 25 yaşında bir genç kızım.

Çocukluğumdan bu yana ailemin, özellikle de annemle ablamın baskıları altında yaşadım. Beni sürekli olarak erkeklere karşı uyarıyorlardı. Erkeklerin ne kadar kötü olduğunu, kadınlardan istifade etmekten başka bir şey düşünmediklerini, onlar için sadece cinselliğin önemli olduğunu, kadınları her zaman aldattıklarını dinleye dinleye büyüdüm. Ayrıca bana cinselliğin neredeyse ayıp ve utanılacak bir şey olduğunu aşıladılar. Bu nedenle de erkeklerden hep kaçtım ve korktum. Neredeyse erkek düşmanı oldum. İki yıl önce yüksek öğrenimimi tamamladım. Ancak ailemin uyarıları hálá sürüyor. Geçen yıl bir gençle tanışmıştım. Nasıl olduysa onunla arkadaş olabildim. Çok iyi bir genç. Beni çok seviyor ve çok düşünüyor. Ancak ona hiçbir şekilde yaklaşamıyorum. Bana dokunmasına, hatta öpmesine bile izin veremiyorum. Hemen tepki gösteriyorum. Tabii bu durum onu da üzüyor. Benden gittikçe uzaklaştığını hissediyorum. Ne yapmalıyım, nasıl davranmalıyım, bu halimi nasıl yenmeliyim? Ben erkeklere hiç yaklaşamayacak mıyım?

RUMUZ: ERKEK DÜŞMANI

Sevgili kızım, çocukluğundan bu yana ailenin seni erkekler ve cinsellik hakkında yanlış yönlendirmesi, bilinçaltında bir korku yaratmış. Bu bizde çok sık rastlanan bir durum. Böyle yanlış eğitilen genç kızların bir bölümü erkeğe öcü, cinselliğe ise korkulacak, utanılacak bir şey gözüyle bakıyorlar. Ve tabii bu yüzden de eşleriyle bile normal bir beraberlik yaşayamıyorlar. Evlilikte cinselliği, kadının erkeğin istekleri karşısında katlanması, boyun eğmesi gereken bir görevi olarak kabul ediyorlar. Hayatları boyunca orgazmı yaşamamış nice kadın var bu yüzden. Daha da kötüsü, bu yanlış bilgilendirme ve etkiyle, gencecik kızlar, eşleriyle gerdeğe giremiyor, vaginismus denen ve sıkça rastlanılan bir sorunla karşılaşabiliyorlar.

Senin bu durumun bilincinde olman, bu halinin kökeninde yatan gerçeği bilmen işini kolaylaştırıyor kızım. Bir psikologa gider, bunu anlatırsın. Eminim kısa zamanda seni bu sorundan kurtarır. Hatta kabul ederse, sevdiğin gençle birlikte psikologa gider, seni sevgisiyle nasıl bu saplantıdan kurtarabileceğini birlikte çözümlersiniz. Bu durumun çocukluktan bu yana yaşadığın baskıdan kaynaklandığını psikoloğa anlatırsınız. Eminim sana rahatlatıcı bir çözüm bulacaktır.Hürriyet

Kızlar neden pembe rengi sever?

kiz1 İngiliz uzmanlar kadınların neden pembe, rengi tercih ettiklerini araştırdı.

İngiliz Newcastle Üniversitesi uzmanları kadınların pembe, erkeklerin mavi rengi tercih etmesinin öğrenilen bir davranış mı yoksa genetik mi olduğunu araştırdı. Toplam 200 kadın ve erkeğe mavi-pembe tonlarından oluşan renk şemaları gösterildi. Her biri 250 farklı şemayı değerlendiren deneklerde kadınların daima pembeye yakın renkleri, erkeklerin ise mavi skalasındaki renkleri seçtiği görüldü. Araştırmacılar kadınların pembeyi, erkeklerin maviyi sevmesiyle ilgili şu açıklamaları yaptı:

Pembe: Olgun meyve..

İlk çağlarda kadınlar toplayıcılık yapıyordu. Meyvelerin olgunlaşıp olugunlaşmadığını anlamak için de kızarıklıklarına bakıyorlardı ve pembeleşmiş olanları topluyorlardı. Ayrıca çoğalmak için eş seçerken de yanaklarının pembe olmasına dikkat ediyorlardı. Çünkü bu, erkeğin sağlıklı olduğu anlamına geliyordu. İşte bu içgüdüsel tercihler pembe rengi çok sevmelerine neden oluyor.

Mavi: Avlanma havası

İlk çağlarda erkekler avcılık görevini üstlenmişti. Açık ve berrak mavi bir gökyüzü, avcılar için havanın avlanmaya müsait olduğu anlamına geliyordu. Bu durumda bereketli bir gün geçirecekleri inancı maviyi sevmelerini sağladı.