| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

BAKIMLI BAYAN

14 "sağlık" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"sağlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Buzlu kahve içerken bir kez daha düşünün!

buzlu Dünya Kanser Araştırma Fonu (WCRF) adlı kanserle mücadele kuruluşu, sayıları giderek artan zincir kahve salonlarında satılan bazı buzlu kahvelerin, mükellef bir yemekten daha fazla kalori içerdiği uyarısında bulundu.

WCRF, bu alanda yaptığı araştırmaya göre, bazı buzlu kahvelerin 561 kaloriye ulaştığını, bazılarının 450 kalori olduğunu, çoğunluğunun ise 200 kaloriyi geçtiğini belirterek, şeker, yağlı süt ve kaymakla hazırlanan bu soğuk içeceklerin verdiği aşırı kaloriye dikkati çekti.

Bu buzlu içeceklerin bir kadının günlük kalori gereksiniminin dörtte birinden fazlasına karşılık geldiği uyarısında bulunan kanser kuruluşu, buzlu kahvelerin yarım yağlı sütle hazırlananlarının bile yüksek oranda kalori içerdiğine işaret etti.

WCRF, sigara alışkanlığının terk edilmesinden sonra, "kanserin önlenmesinde sağlıklı kilo muhafazasının, yani kalori alımının" öneminin altını çizerek, bu yıl sadece Birleşik Krallık'ta 19 bin kanser vakasının eğer insanlar normal kilolarını aşmazlarsa önlenebileceği uyarısında bulundu.

Eğer kahve içilecekse, şekersiz ve yağsız sütle hazırlanmış olanının tercih edilmesi gerektiğini belirten WCRF, sıradan bir küçük kahvenin sadece 4 kalori, buzlu Amerikan kahvesinin 11 kalori, yağsız sütle hazırlanmış buzlu kahvenin de 68 kalori olduğunu kaydetti.

Kadınların yaptırması gereken 10 test

Her kadının mutlaka yaptırması gereken, yaşamsal önem taşıyan 10 test ve tanı yöntemlerini öğrenmek ister misiniz?

Günümüzde ölümcül hastalıkların tedavisi bile mümkün. Ancak bunun için erken tanı şart. Erken tanıya giden yol ise, yaşamsal önem taşıyan testler. İşte her kadının mutlaka yaptırması gereken 10 test ve tanı…

Mamografi ile meme kanserinde erken teşhis

Özellikle meme kanseri, erken tanı ile ölümcül bir hastalık olmaktan çıktı. Bunun için kadınların 20 yaşından sonra her iki memesini de ayda bir kez kontrol etmesi ve 2-3 yılda bir doktor muayenesinden geçmesi gerekli. Meme muayenesinin olmazsa olmazı mamografi… Kadınlar, 40 yaşından itibaren her yıl mamografi çektirmeli ve eğer birinci derece akrabalarda meme kanseri varsa, sıkı takip altında olmalı. Mamografide, düşük doz x-Ray, yani iyonizan radyasyon üreten bir tüp ile meme inceleniyor. İnceleme için hasta mamografi denilen röntgen cihazının önüne oturtuluyor. Meme x ışınına duyarlı bir levha üzerine yerleştirilerek sıkıştırılıyor. Ardından radyasyon verilerek, her iki memenin iç yapısının görüntüleri filmde oluşturuluyor. Mamografi, meme kanserini henüz ele gelen bir kitle olmadan, yani kireçlenme aşamasındayken tespit edilebiliyor. Bu sayede meme kanseri çok erken evrede tedavi edilebiliyor.

Tonometre ile körlük engelleniyor

Glokom, halk arasındaki adıyla ‘göz tansiyonu’, yaptığı sinir hasarı ile körlüğe neden olabilen bir göz hastalığı. İlaç tedavisi ve lazer ile körlüğün önüne geçiliyor, ancak bu da erken teşhis ile mümkün. Körlük riskine karşı glokomun rutin muayenelerine en geç 40 yaşında başlanmalı. Ancak ailede glokom hastası varsa bu testler daha erken yaşlara alınmalı. Göz içi basıncında genel adı tonometre olan cihazlara başvuruluyor. Retina kontrolünde, gözün arka bölümünü görebilmek için gözbebeği damla formundaki ilaçlarla genişletiliyor. Göz içi basıncı, tonometre cihazından kontrollü bir şekilde hava püskürtülmesiyle ölçülüyor.

Eforla kalp sorunları belirleniyor

40 yaşını geçmiş her kadın senede bir kez kardiyolojik check-up’tan geçmeli. Ailede kalp krizi hikayesi bulunanlar için ise bu daha erken yaşlarda başlamalı. Efor testi, bu yaşamsal önem taşıyan check-up’ta başvurulan yöntemlerden biri. Test, çoğunlukla koşu bandında uygulanıyor. Yaklaşık 10 dakika süren test sırasında kalp ve kalp kapaklarının durumu ile işleyişi hakkında bilgi veren EKG sürekli izleniyor, belirli aralıklarla damar basıncı ölçülüyor. Efor testi egzersizi ritim ve ileti bozukluklarını araştırmak amacıyla yapılıyor. Bu sayede kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları da ciddi boyutlara ulaşmadan tedavi edilebiliyor.

Smear ile rahim ağzı kanserine son

18 yaşını aşmış ve aktif cinsel yaşamı olan her kadın yılda bir kez düzenli olarak pap smear testi yaptırmalı. Çünkü bu test sayesinde jinekolojik kanserler arasında 2. sırada yer alan rahim ağzı kanseri, çok erken safhada teşhis edilebiliyor. Muayene sırasında, özel bir fırça yardımıyla rahim ağzı bölgesinden hücre sürüntüsü alınıyor. Bu sürüntüler patoloji laboratuarlarında inceleniyor. İnce yayma tekniğiyle, rahim ağzı kanserine yol açan Human Papilloma virüsü tespit ediliyor.

Yılda bir kez ultrason

Kadın hastalılarında erken tanı için gerekli en önemli yöntemlerden biri de vajinal ultrason. Yakınması olsun veya olmasın her kadın yılda bir kez ultrason muayenesinden geçmeli. Vajinal yolla yapılan ultrasonda, iç organlar çok daha net bir şekilde izleniyor. Yumurtalıkları ve rahmi daha iyi görebilmek için ince bir sonda vajinaya yerleştiriliyor. Ekranda beliren görüntü, kadının sağlığı hakkında bilgi veriyor. Jinekolojik ultrason ile karın organları, özellikle de rahim, yumurtalıklar ayrıntılı bir şekilde değerlendiriliyor. Rahmin yapısı, pozisyonu, büyüklüğü, rahimden kaynaklanmış tümörler, miyomlar saptanabiliyor. Bunların yanı sıra rahim içi zarı, yani endometrium değerlendirmesi de yapılıyor. Aynı şekilde yumurtalıkların yapısı, yumurta geliştirme kapasiteleri, yumurtalık kistleri saptanabiliyor.

Yılda bir kez cilt muayenesi kanseri önlüyor

Her yıl düzenli olarak dermatoloji uzmanının kapısını çalmak da, sağlık için yaptırılması gereken testlerin bir parçası. Özellikle vücutta bulunan çok sayıda ben ve ailedeki cilt kanseri hikayeleri, muayenenin önemini daha da artırıyor. Çünkü benler, ölümcül bir kanser türü olan melanom riski taşıyor. Melanomda yeni tanı yöntemi, dijital dermatoskopi. Bu yöntemde yağlanmış deri yüzeyi ışıklı bir büyütme sağlayan dermatoskop ile inceleniyor. Vücuttaki benlerin haritası oluşturularak noktasal lokalizasyonlar belirleniyor. Ardından her bir ben için dermatoskopik görüntü alınıyor ve kaydediliyor. Böylece bir sonraki kontrolde elde edilecek görüntüyle karşılaştırma şansı sağlanıyor. Bunların yanı sıra dijital dermatoskop, benlerde izlenen şüpheli değişiklikleri de gösteriyor. Bu test ile cilt üzerindeki değişiklikler, kanserleşmeden tespit edilebiliyor.

Kan tahlilleri sağlığı ele veriyor

Düzenli olarak yaptırılan kan tahlilleri, genel sağlık durumu hakkında bilgi veriyor. Herhangi bir yakınma olmasa da, kişilerin 35 yaşından itibaren 2 yılda bir kan tahlili yaptırmasında yarar var. Damardan kan örneği alındıktan sonra laboratuarlarda alyuvar ve akyuvarların durumuna bakılıyor, lökositler inceleniyor. Testlerden alınan sonuçlara bakılarak vücutta enfeksiyon ve alerjik bir durum olup olmadığı tespit edilebiliyor. Kolesterol ve kan şeker değerleri hakkında bilgi ediniliyor.

Menopozda kemik yoğunluğu ölçümü önemli

Menopoz ile kendini gösteren kemik kırılmaları riski, osteoporoz tanısı ile konuyor. Özellikle ailede osteoporoz hastasının varlığı, kemik mineral yoğunluğu ölçümünün önemini artırıyor. Kemik mineral yoğunluk ölçümü, hiçbir hazırlık gerektirmeden, vücuda bir zarar vermeden, özel bilgisayar programı ve hassas ölçüm yapan dansitometri cihazlarıyla yapılıyor. Bu yöntemle vücudunuzdaki kemik yoğunluğu ölçülerek kemik erimesi riski tespit ediliyor. Erken teşhis sayesinde, ileri yaşlarda ciddi ve yaşamsal problemlere yol açan kırıkların oluşması önlenebiliyor.

Ağız ve diş sağlığı için tükürük testi

Diş ve diş eti hastalıkları, dünyada ve Türkiye’de önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dişlerde ciddi bir sorunla karşılaşmamak için her yıl düzenli olarak diş hekimi ziyaret edilmeli. Diş ve diş eti problemlerinin tespitinde, doğal bir koruyucu olan tükürüğün teste dilmesi önemli. Bu test için tükürüğünüzün incelenmesi yeterli. Testte tükürüğün kimyasal ve mikrobiyolojik yapılarına bakılıyor. Bu sayede çürüklerin önemli bir sağlık sorununa neden olması önleniyor.

Kolon kanseri önlenebiliyor

Kolon kanseri, en sık görülen kanser türleri arasında 3. sırada yer alıyor. Sinsi tehlike, özellikle 50 yaş ve üzerindekileri tehdit ediyor. Kolon kanseri önlenebilir kanserler arasında. Ancak bunun için 50 yaşından sonra 2 ila 5 yılda bir düzenli olarak kolonoskopi yönteminden yararlanılmalı. Kolonoskopiyle kalın bağırsağın tümü incelenebiliyor. Çekim sırasında hastalar tomografi cihazına yatırılıyor ve kalın bağırsağa hava verilerek iç bölgenin görülmesi sağlanıyor. İşlem sonunda verilen hava geri alınıyor. Kolonoskopi yöntemiyle hekim ileride tümöre dönüşebilecek polipleri teşhis edebiliyor. Poliplerin cerrahi yöntemlerle alınması sayesinde, kolon kanseri oluşma riski önlenmiş oluyor.

Lazer epilasyon nasıl yapılır...

Lazer epilasyon isminden de anlaşıldığı üzere derinin altında bulunan kıl köklerinin lazer ışığı ile yakılmasıdır. Lazer ışığı üreten cihazlar ile lazer, kıl köklerine uygulanır. Burada ışık derinin üzerinde birikmeden kıl köklerine inerek canlı olan kıl köklerini yakar.

Lazer epilasyonda tek seans yeterli olmamaktadır. Bunun sebebi ise kıllar tek köklü değildir. Her seansta kıl köklerinin %20 ila %40′ı kaybolur. Kalan köklerden ise kıllar tekrardan çıkar fakat her seansta yeni çıkan kıllar incelir. 4 ila 8 seans arası ise kıllardan tamamen kurtulunur.

Lazer epilasyonun etkili olabilmesi için kılın koyu renkte olması gerekmektedir. Koyu renkteki kıl lazeri iyi emer. Bu nedenle lazer epilasyon açık tenli ve koyu renk tüylere sahip kişilerde daha etkili sonuç verir.

Aynı anda birden fazla kıl köküne uygulanabildiği için diğer epilasyon türlerine göre oldukça hızlıdır. Bu nedenle de ücretlendirmesi süre ile değil genel olarak uygulanan bölge bazında yapılır. Yüze uygulanırken mutlaka koruyucu gözlük takılmalıdır.

Sivilcelerin tedavisi var mı?

Sivilce tedavi edilebilir bir hastalıktır. Yüzdeki yağ kanallarının tıkanmasına engel olan ve tıkanıklıkları açar bir takım sürme ilaç ve jeller, a vitamini türevi ilaçlar, ciltte sivilce oluşmasını sağlayan mikropları öldüren antibiyotik ilaçlar sivilce tedavisinde kullanılabilir.

Evde ve güzellik salonlarında uygulanan sivilce tedavi yöntemleri tedavi edici özellikte değildir. Sivilceleri yok eden bir takım kozmetik ürünler yağ kanallarının içine girerek mikropları öldürme gibi etkileri yoktur. Sağlıklı bir tedavi için bir dermatoloğa görünmeniz gerekir.

Sivilceyi sıkmak doğru mudur?

Sivilcelerin sıkılmaması gerekir. Sivilceleri sıkmak yağlanmanın diğer dokulara yayılmasına sebep olur. Buda ciltte iz kalmasına yol açar.

Stres sivilce yapar mı?

Stres sivilcelerin artmasına sebep olur. Stres ciltteki yağlanmayı artırdığından sivilceleri de artırır.

Sivilce oluşumunda temizliğin önemi nedir?

Sivilce ciltteki aşırı yağlanma ile oluşur. Sivilceli hastanın yüzünü normalden fazla yıkaması yağlanmayı azaltmaz. Cildi kuruttuğu içib sabun benzeri temizleyiciler kullanılabilir. Nemlendirici ve benzeri ürünlerin mutlaka yağsız olanları kullanılmalıdır. Fondoten ve pudra gibi kozmetik ürünler kullanılmamalı, kullanılacaksa bile bunların yağ içermeyen çeşitleri kullanılmalıdır.

Sivilce izlerinin tedavisi

Sivilceler tedavi edildikten sonra eğer ciltte çukur biçminde izler kaldıysa lazer tedavisi yapılabilir.Bir çok lazerle tedavi şekli vardır. Genel olarak lazer tedavisi ile izler %50 ile %80 arası düzeltilebilir.

Aman bayanlar varislere dikkat!

Uzmanlar, başka faktörlerle de birleşen varisin hayatı risk oluşturabileceğini açıkladı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Bengisun, tek başına varisin bir risk faktörü olmadığını, ancak başka faktörlerle birleşince hayati risk oluşturabileceğini belirterek, ''Kişinin varislerinin olması ve hareket kısıtlılığı, önemli bir risk faktörüdür'' dedi. Bengisun, toplardamarın uzayıp kıvrılması, genişlemesi ve deri altında mavi-yeşil kesecikler halinde belirginleşmesi şeklinde ortaya çıkan

Güzelliğin sırrı ne...

radyo-frekans

Cilt gençleştirmede yükselen trend: Radyo Frekans

Sonbaharla yoğunlaşan iş hayatınıza, yenilenmiş, ışıl ışıl  bir ciltle hazırlanın. Zamanı durduramasak da cildimizdeki olumsuz izlerini azaltabilir, oluşumlarını geciktirebiliriz. Modern tıbbın bu alandaki son buluşu radyo frekans, DERMAMED güvencesiyle ışıltılı bir cilde sahip olmak isteyen kadın ve erkeklerin hizmetinde   

Radyo dalgaları bu defa sağlık hizmeti vermek için hayatımıza giriyor. Kısaca, ‘radyo dalgalarının deri altı yapılardaki su moleküllerini hayata geçirerek sürtünme etkisi ve bölgesel ısınma oluşturarak kollajen üreticilerini tetiklemesi’ olarak tanımlayacağımız bu yöntemde, ısı verilen bölgede, kontrollü bir hasar oluşturularak dokunun kendini onarması ve yenilenmesi sağlanabiliyor. Uygulama emniyetli, sonuçlar, rahatça gözlenecek denli başarılı...

İşlem alanına göre 20 dk. ile 2 saat arası değişen uygulamada hedef, cilde sağlamlık, esneklik, gerginlik veren kollajenlerin artırılması. 5-10 seanslık kür olarak önerilen radyo frekans’ın  etkileri işlemden hemen sonra görülmeye başlamakla birlikte, asıl sonuçlar 1-2 ay sonra gözlenmekte.
 
Etkinliğini iki yıl kadar sürdüren radyo frekans tedavisi, hastalarda herhangi bir kesi veya ameliyat izi oluşturmaksızın uygulanan, cerrahi olmayan, ağrısız bir tedavi yöntemi. Bu sebepten cerrahi müdehalenin henüz erken olduğu, yıpranmış, yorgun ciltler için tercih ediliyor. Normal şartlarda 1-1.5 yıl sonra ikinci seansı uygulamak yetiyor.

Etki alanları çok geniş...

Radyo frekans, tüm yüz bölgesindeki ince kırışıklık ve çizgilerde, yanak bölgesinde daha belirgin olan yüz sarkmalarında, gıdı bölgesindeki sarkmanın iyileştirilmesinde, boyundaki yatay bantların giderilmesinde, karın ve kollardaki sarkma ve gevşekliklerin toparlanmasında etkili bir yöntem. Tabii önemli bir kullanım alanı da bölgesel incelme ve selülit tedavisi.

Güvenli ellerde güvenli sonuç

Medikal estetik tıp alanında öncü kuruluş DERMAMED Güzellik Merkezleri’nde deneyimli kişiler tarafından uygulanan bu yöntem, yan etkisi olmayışı ve sadece uyarı yöntemiyle tamamen doğal iyileştirme mekanizmasını harekete geçirmesi açısından son zamanların gözde anti aging uygulamaların başında geliyor.

DERMAMED Hakkında

Cilt sağlığınız ve güzelliğiniz için 7 şubesi ile 13 yıllık deneyimini paylaşan DERMAMED, estetik tıp alanındaki son yenilikleri bulabileceğiniz güvenilir adreslerin başında geliyor.
1994 yılında Dr. Levent Türbedar tarafından kurulan DERMAMED, medikal estetik uygulamaları Türkiye’ye getiren öncü merkezlerden biri. Etiler’deki ilk şubesinin ardından Kızıltoprak, Bakırköy, Çorlu, Bahçeşehir, Maçka ve Kemerburgaz şubeleri açılan DERMAMED, konusunda başarılı doktor ve estetisyenlerden oluşan 40 kişilik deneyimli kadrosu ile hizmet veriyor. 

Dudağın incesi soğuk, kalını davetkâr

Uzmanlara göre kalın dudaklı olanlar seksi sayılırken ince ve kasılmış dudaklar soğuk ve davetkâr olmayan bir kişiliği yansıtıyor.dudak
Dudakların bir dili olduğunu hiç düşündünüz mü? Yapılan bir araştırmaya göre dudaklar vücudumuzun en seksi uzvu ve ilk bakışta çekiciliğimizin en önemli unsurunu oluşturuyor.

Büyüklüğün de bir sınırı olmalı
İri dudaklı insanlar daha seksi kabul edilse de uzmanlar bunun da bir limiti olduğunu söylüyor. Kolajen veya implant ile aşırı derecede büyütülmüş dudaklar erkeklere itici gelebiliyor.

Araştırmayı yürüten Kentucky’deki Louiville Üniversitesi’nden Profesör Michael Cunningham ve arkadaşları, gönüllü bir gruba kadın ve erkek yüzlerinin resimlerini gösterdi. Sonradan bir miktar değiştirilen bu yüzler arasında en çok seçilenler büyük dudaklılarınki oldu.

Tanımak istemiyor
Prof. Cunningham erkeklerin kadınların dudaklarında sıcaklık, cömertlik ve duyarlılık aradığını belirtiyor. Buna göre sıkıca kapalı dudakların sahipleri, karşılarındakini iyice tanımak isteği duymadığı intibası uyandırıyor. Kadınlara göre bir erkeğin dudakları çok efemine ve çok duyarlı bir görünümde olmamalı. Ancak yine de dudaklarda bir miktar cömertlik ifadesi de aranıyor. Örneğin Mick Jagger, Brad Pitt ve Johnny Depp kadınlar tarafından dudakları en çok beğenilen ünlüler arasında.

Prof. Cunningham, "Dudaklar içtenlik ve cömertliğin derecelerini ifade ederler. Bir kişi sizi görmekten memnunsa içleri dolar ve renkleri koyulaşır. Hepimizin kendimize partner ararken baktığımız sıcaklık ve duyarlılığın en belirgin göstergesidir. İnce ve kasılmış dudaklar soğuk ve davetkâr olmayan bir kişilik arz ederler" diyor.

Aşk öpücüğü
Louiville Üniversitesi’nde yapılan araştırma önümüzdeki hafta BBC radyosunun kanalında ''Öpüşme'' adlı programa da konu olacak. Bazı antropologlara göre öpüşmek koklamakla başlayan bir eylem. Bir başka teori öpüşmenin milyonlarca yıl evvel ağızdan ağza beslenmeden (kuşlarda olduğu gibi) başladığını söylüyor. Sheffield Üniversitesi’nden psikolog Roy Levin’e göre öpüşmek sadece dudakların birleşmesi olarak görülmemeli.

Dokunma ve basınç alıcıları
Levin, "Dudaklarda dokunma ve basınç alıcıları vardır. Bunların uyarılma dereceleri beynimize bu öpüşmenin gayesi hakkında mesajlar gönderiyor. Böylece arkadaş ve ya aşk öpücüğü olup olmadığı anlaşılır" diyor.

Nevsal Elevli / Milliyet

Bu modeller saçınıza zarar veriyor

sacmo İngiliz Dermatoloji dergisinin haberine göre; örgülü modeller, kimyasal düzleştiriciler kullanılarak yapılan saç dalgaları veya postişler saçlara ciddi zararlar veriyor. Kafa derisi, cilt ve saçla ilgili hastalıkların, genelde Afrika kökenli insanları etkilediği düşünülse de uzmanlar, her türlü saç tipinin bu riskleri taşıdığını ifade etti. Afrika'da yapılan ve 2000 yetişkinle çocuğu kapsayan araştırma sonucunda, kadınların üçte birinin, kız çocuklarınınsa yedide birinin saç dökülmesi yaşadığı ortaya koyuldu. Dökülmeye neden olan saç derisi hastalıklarına, İngiliz futbolcu David Beckham gibi saçlarını düzleştirerek örgüler ekleyen ya da balerinlerin tercih ettiği sıkı topuzlar yapan kişilerde daha fazla rastlanıyor. Saçlarını çok sıkı bağlayan ve at kuyruğu yapan kız çocukların saçlarının da sürekli olarak dökülme ihtimali var.

Araştırmacılara göre erkeklerin karşılaştığı cilt hastalıkları daha çok yanlış ve çok kısa saç kesim yöntemlerinden dolayı yaşanıyor. Çünkü bu modeller enfeksiyon ve cilt problemlerine davetiye çıkaran, kesik ve kanamalara neden olabiliyor.

Sık ve kısa kesilen saçlar, aynı zamanda kan yoluyla bulaşan hastalıklara yakalanma tehlikesini de beraberinde getiriyor. Bu nedenle saç tıraşı esnasında, mekanik cihazların kullanılmaması öneriliyor

 

Yanlış seçim göz çevresindeki yağ butonlarını artırıyor

oz004 Göz çevresindeki yağ butonları, birçok kadın için sorun. Yağ butonları bulunanlara uzmanların ilk önerisi, kolesterollerine baktırmaları. Aşırı yağ butonu, yüksek kolesterol habercisi olabilir. Yanlış tercih edilen kremler de soruna zemin hazırlayabiliyor. Butonlarla başetmek için:
  • Göz makyajınızı uçucu yağlar, losyon veya jel şeklindeki göze özel üretilen temizleme ürünleriyle çıkarın.
  • Cilt bakımımıza göz ürünleriyle başlayın. Sonra cilt ürünlerine geçin.
  • Cilt için kullandığınız nemlendirici, serum ve gece kremini asla göz çevresine yaklaştırmayın.
  • Göz kremlerini kemik üzerinde göz çevresine sürün.
  • Kremin yüzde 70’ini kaz ayaklarına, yüzde 30’unu ise kaş altı ve gözaltına uygulayın.
  • Şişlik, morluk, yeni başlayan nemsizlik çizgileri için jel yapısında göz ürünlerini kullanmayı deneyin.
  • Yağlı ve yoğun ürünlerden sakının.

Mesude Erşan


Kaynak : Hürriyet

Kadınla erkeğin 46 farkı

46fark Ergenlik Sivilcesi: Erkeklerin sivilce sorunu daha fazladır. Bu da daha çok testosteron hormonundan kaynaklanmaktadır. Bu hormon yağ bezlerini uyarır ve derideki gözeneklerin tıkanmasına,dolayısıyla da sivilceye neden olur.

Vücut Kokusu: Erkeklerin vücut kokusu kadınlardan çok daha güçlüdür.

Saldırganlık: Erkekler kadınlardan daha saldırgan olup bedensel güç kullanımına daha eğilimlidirler. Bunun açıklaması da testosterona bağlanmaktadır. Buna karşılık kadınlar kelimelerle saldırır ve savaşırlar.

Spor: Spor konusunda erkekler kadınlardan daha hızlıdır ancak kadınlar daha dayanıklıdırlar.

Kan: Erkeklerde 4.5,kadınlarda 3.6 litre kan vardır. Erkek kanı daha koyu kıvamlıdır, bir damlasında 1 milyon kan hücresi vardır. Toplam olarak erkeklerde 1 santimetreküp kanda 5 milyon alyuvar vardır, bu da kadınlara kıyasla yüzde yirmi fazlalık demektir. Erkeklerin tansiyonu da kadınlardan yüksektir: 140/88. Bu değer kadınlarda 130/80'dir.

AIDS: Her dört AIDS hastasından sadece biri kadındır. Nedeni ise kadınların baskın olan X krozomundan iki tane taşımasıdır. Çünkü bir sağlıklı, bir hasta gene sahip olsalar bile sağlıklı gen hasta gene baskın çıkar ve hasta değil taşıyıcı olurlar. Erkeklerde ise Y geni hastalıklı X genini baskılayamaz.

Yüzme Yeteneği: Kadınlar derilerinin altındakı yağ tabakası nedeniyle daha iyi yüzerler.

Yaş Dönümü: Kadınlar menopoz döneminde ateş basması, uykusuzluk, şişmanlama, gece terlemeleri ve vajina kuruluğu gibi belirtiler yaşarlar. Erkekler andropoz denen yaş döneminde hemen hemen hiçbir bedensel belirti yaşamazlar.

Vücut Isısı: Erkeklerin vücut ısısı kadınlardan daha yüksektir.

Su: Erkek vücudunun yüzde 60-70'i sudan ibarettir.Kadın vücudundaki su oranı ise yüzde 50-60 arasındadır.

Cinsel Organlar: Ana cinsel organlar erkekte vücudun dışında bulunur ve kolayca yaralanabilir. Kadında vücudun içine gizlenmiş olup korunmadadır.

İskelet: Erkeklerin omuzları daha geniş , kolları ve bacakları daha uzun, kemikleri daha ağır, eklemleri de daha büyüktür. Buna karşılık kadınların kalça kemikleri daha geniş, eklemleri daha esnektir.

Ses Telleri: Kadınların ses telleri daha kısa olduğundan sesleri daha tizdir.

Vücudun Ağırlık Noktası: Omuz ve kalça iskeletleri farklı olduğundan, kadınların ağırlık noktası erkeklerinkinden daha aşağıdadır.

Duyu Organları: Kadınların işitme ve koklama duyuları daha güçlüdür. Buna karşılık erkekler ışığa karşı daha hassastır. Erkek gözü ayrıntıları daha iyi seçer.

Enerji Harcaması: Erkekler hareketsiz halde, vücudun metrekaresi başına ortalama 39,5 kalori yakarlar. Kadınlar ise 37 kalori. Erkeğin günlük kalori ihtiyacı 2700 kalori, kadınınki 2000 kaloridir.

Yağ: Erkeklerde kadınlarınkinin yarısı kadar yağ dokusu vardır. Kadınlarda yağ dokusu vücudun yüzde 27'sini oluştururken, bu değer erkeklerde yüzde 15'tir. Kadın vücudunda erkeklerden 3,5 kg daha fazla yağ vardır. Yağ, erkeklerde karın bölgesinde toplanırken kadınlarda daha çok kalça, baldır ve göbekte yoğunlaşır.

Hastalıklar: Erkekler hayatları boyunca kadınlardan ortalama 40 gün daha az hastalanırlar.

Dirsek: Kadınlar erkeklere kıyasla kollarını dirsekten 6 derece daha fazla açabilirler.

Kromozomlar: Erkek ve dişilerde toplam 46 kromozom vardır. Bunların yarısı babadan, yarısı anneden gelir. Bu 46 kromozomun içinden iki tane cinsiyet hormonu vardır ki; bu erkekte XY, kadında XX olarak bulunur.

Saçlar: Kadınların saçları daha sık ve daha dirençlidir. Saç kökleri iki milim daha derinde olduğu için erkeğinki kadar çabuk dökülmez.

Deri: Erkeklerin toplam 1,8 metrekare, kadınların 1,6 metrekare derileri vardır. Kadını derisi daha ince ve kuru,bu yüzden de daha hassastır. Erkekte ter bezleri ve deri altı yağ bezleri daha fazla olduğundan derisi yağlıdır ve daha çok terler.

Mastürbasyon: Erkeklerin yüzde 93'ü, kadınların yüzde 62'si kendini mastürbasyonla tatmin eder.

Akciğerler: Erkeklerin akciğerleri kadınlarınkinden yüzde 50 daha geniş hacme sahiptir.

Yemek: Aynı kilodaki kişilerden, erkekler kadınlardan daha çok yemek ihtiyacı duyarlar; çünkü metabolizmaları daha hızlıdır.

Antikorlar: Kadınlar daha çok antikor üretirler, bu yüzden de erkeklere kıyasla bakteri ve virüs hastalıklarına daha seyrek yakalanırlar.

Ağlamak: Kadınlar erkeklerden 5 kat fazla ağlarlar. Genellikle de saat 19.00-22.00 arası.

Beyin: Erkek beyni yüzde 14 daha ağırdır. Buna karşılık kadınlarda iki yarım küre arasındaki iletişim daha iyidir.

Dölleyebilme Yeteneği: Erkekler ileri yaşa kadar, kadınlar ise menopoza (yaklaşık 50 yaş civarı) kadar dölleyebilme ve döllenebilme yeteneğine sahiptir. Erkeklerde sıcaklığın artışıyla dölleyebilme yeteneği azalır. Kadınların döllenmeye müsait oldukları en uygun olan oda sıcaklığı 17 derecedir.

Safrakesesi Taşı: Kadınların yüzde 20'sinde, erkeklerin yüzde 8'inde safrakesesi taşı oluşur.

Kalp Atışı: Erkeklerin kalbi daha büyüktür ve daha yavaş çarpar: Dakikada ortalama 72. Bu değer kadınlarda 80'dir.

Gelişme: Buluğ çağına kadar kızlar erkeklerden daha hızlı büyürler (10'a 8 oranında). Erkek çocuklar 14-15 yaşları arasında gelişmeye başlarlar ve 20 yaşına kadar bu büyüme gerçekleşebilir. Kız çocukları en hızlı 12-13 yaşları arasında gelişirken 17-18 yaşında bu gelişme durur.

Sıcaklık Duyarlılığı: Kadınlar kalın yağ dokuları nedeniyle soğuğa daha dayanıklıdırlar.

Yaşlanmak: Erkekler kadınlardan daha hızlı yaşlanırlar. 55 yaşındaki bir kadın bedensel gücünün yüzde 90'ına sahiptir. Oysa aynı yaştaki bir erkek gücünün sadece yüzde 70'ine sahiptir. 35 yaşındaki bir erkeğin damar sistemi 50 yaşındaki bir kadınınkine eşdeğerdir. Buna karşılık kadında sadece cilt daha ince olduğundan çabuk yaşlanıp kırışır. Kadınlar yaşlanma olayını psikolojik olarak erkeklerden çok daha kolay kabullenirler.

Kaslar: Erkekler kadınlardan yüzde 50 oranında fazla kas gücüne sahiptir. Buluğ çağında erkeklerde kas hücrelerinin sayısı 20 misli, kadınlarda 10 misli artar. Erkekler kadınlardan üçte bir oranında daha güçlüdürler.

Buluğ: Erkekler buluğ çağını 10-15, kadınlar 9-14 yaşları arasında yaşarlar.

Yaşam Süresi: Erkeklerin ortalama omrü 71,5 yıl, kadınların 78 yıldır.

Bacaklar: Erkeklerin bacakları daha uzun ve kaslıdır. Bu yüzden kadınlardan daha hızlı koşar, daha uzağa zıplarlar.

Vücut Ölçüleri: Erkek ortalama 175 cm boyunda ve 73,5 kg ağırlığındadır. Göğüs çevresi 98,5cm , beli 80,4cm'dir. Kadın ortalama 160 cm boyunda olup 61,2 kg'dir. Göğüs çevresi 90,1; kalça genişliği 96,5 cm; beli 74,3 cm'dir.

Adem Elması: Gırtlaktaki adem elması adlı çıkıntı sadece erkeklere hastır.

Solunum: Erkekler dakikada ortalama 16 kez soluk alıp verir. Kadınlar ise dakikada 20-22 kez soluk alıp verir. Her iki cinsin günde soludukları miktar ise aynı olup 12 bin litredir.

Cinsel Organda Tüylenme: Genital tüylenme, erkeklerde göbeğe kadar çıkarken kadınlarda göbeğin altında yatay bir çizgide biter.