Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

BAKIMLI BAYAN

6 tane "kozmetik" etiketli yazı bulundu "kozmetik" tagli diger ogeler resimler , videolar

SEZARYEN, AŞIRI KİLO VE GEÇ ANNELİK, ÖLÜM RİSKİNİ ARTIRIYOR

dogbebeAmerika'da yapılan bir araştırmaya göre sezaryenle yapılan doğumlar artıyor. Bununla birlikte doğum sırasında ölümlerde de artış var. Buna sebep olarak ise sezaryen, aşırı kilolar ve kadınların 30'lu yaşların üzerinde anne olmaları gösteriliyor.



Sezaryenle doğum yöntemi Türkiye'de olduğu gibi dünyada da tartışılıyor. Doğum sırasında hayatını kaybeden kadınların oranı son yıllarda hızlı bir artış gösteriyor. Çünkü sezaryen sonuçta bir ameliyat ve her ameliyatın da bir riski var. Amerikan hükümetinin konuyla ilgili yaptırdığı bir araştırma artan ölüm oranlarını, son yıllarda çığ gibi büyüyen sezaryen doğumlarına ve aşırı kilolara bağlıyor. Associated Press'in görüşlerine başvurduğu doğum uzmanı Dr. Jeffrey King, artan ölüm oranında her iki faktörün de ortak payı olduğuna inandığını belirtiyor. King, yakın zamanda doğum sırasında veya doğumdan kaynaklanan ölümleri araştıran bir araştırma grubunu yönetmişti.



ABD Sağlık İstatistikleri Milli Merkezi'nin bu hafta yayınladığı bilgiye göre, her 100 bin canlı doğumun 13'ü maalesef annenin ölümü ile sonuçlanmış. 2003 yılında bu oran 12 idi. Yine de doğumdan kaynaklanan ölüm oranı Amerika'da, bebek ölümlerinden çok yüksek değil. 2004 yılında doğum yapan 100 bin Amerikalı anneden 679'u bebeğini kaybetti ki; bu trajedi 90 sene öncesi için çok daha büyüktü. Bu tarihlerde doğum yapan her 100 kadından 1'i doğumda hayatını kaybediyordu. California'da çalışan doğum uzmanlarının oluşturduğu bir panelin üyelerinden olan Dr. Elliott Main, sezaryenle ilgili şu değerlendirmelerde bulunuyor:



"Sezaryen, en nihayetinde bir ameliyattır. Diğer bütün cerrahi müdahalelerde olduğu gibi bazı risklerden azade değildir. Ve biz bunlardan yüzlercesini arka arkaya yapınca, tabii bunun da bir bedeli olacaktır." Aşırı kan kaybı, doğum kaynaklı ölümlerde en önemli sebeplerden biri. Bu da sezaryen doğumlarını en riskli grup yapıyor. Damar tıkanıklığı ve enfeksiyon da ölüme sebebiyet veren diğer risk faktörlerinden. Uzmanlar, şişmanlığın da başka bir etken olabileceğini söylüyorlar. Daha kilolu kadınlar şeker ve oluşabilecek diğer komplikasyonlara daha açıklar. Çünkü bunlardan dolayı daha büyük bir bebeğin normal doğumla dünyaya gelmesi zorlaşıyor. Doktorlar da bu nedenle sezaryene yönelmek zorunda kalıyor. Doktor King, art arda gelen bu olumsuz tabloyu gitgide büyüyen bir "kar topu"na benzetiyor. Diğer taraftan artık kadınların 30'lu yaşlarında anne olmaları da başka bir etken olarak ölümcül sebepler listesine eklenmiş.


ZAMAN

Doğum kontrol hapı mucizesi

do
Prof. Dr. Saffet Dilek, doğum kontrol haplarının kanseri önlediğini iddia etti
Mersin Üniversitesi (MEÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Saffet Dilek, gebeliğe karşı koruyan doğum kontrol haplarının birçok faydasının yanı sıra kanser önleyici özelliğinin de olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Dilek, yaptığı yazılı açıklamada, doğum kontrol haplarının adet sancılarını giderici, yoğun adet kanamalarını engelleyici özellikleri olduğunu belirtti. Hapların bunların yanı sıra, kanseri önleyici özelliği de bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Dilek, şunları kaydetti:

''Doğum kontrol hapı kullananlarda rahim kanseri, rahim içi kanseri, yumurtalık kanseri riskinde bir azalma olduğu biliniyor. Doğum kontrol hapları, temel olarak östrojen ve progestrojen olarak iki hormondan oluşuyor. Haplarda östrojenin daha fazla olduğu için bilinen yan etkiler de geçmiş dönemlere ait.''

Prof. Dr. Dilek, geçmişte 35 yaş üzerindeki kadınlara doğum kontrol haplarının, bu dönemde damar lezyonlarında ve yaşa bağlı kanser riskinde artış olması nedeniyle fazla önerilmediğini belirtti.

Giydiklerinizle zayıf görünmenin sırrı...

iysi
Kilo vermeyi bekleyecek kadar zamanınız yok mu? İşte ince gösteren moda ipuçları.

İyi görünmenin yolu sadece zayıflamaktan geçmiyor. Doğru kıyafetlerle daha zayıf ve daha ince görünmenin püf noktaları da var. İşte modacılardan daha zayıf görünmenizi sağlayacak 6 öneri..

1. Tek renk kullanın..
Gece mavisi, kahverengi ya da siyah gibi tek renk koyu renkli elbiseler giyin.. Bunun yanı sıra aynı rengin farklı tonlarını da birlikte giyebilirsiniz. Bej, deniz mavisi, mercan ya da teninize en iyi giden renklerde desenleri bulunan giysiler de olabilir. Eğer rengin sizi daha kilolu gösterdiğini düşünüyorsanız, elbise olarak sizde nasıl durduğuna da bakın.

2. Kumaşları doğru seçin..
Katı, sert ve ağır hatta yapışan kumaşlardan uzak durun. En iyi seçim hafif, yumuşak ve giydiğinizde vücudunuzdan kayan kumaşlardır. Amacınız vücudunuzun genel şeklini görmek olmamalı..

3. Vücudunuza göre ayarlayın..
Geniş omuzlarınız varsa, vatka ya da herhangi bir omuz aperatı kullanmayın. Kayık ve yuvarlak yakalı giysileri tercih etmeyin. Üstünüzü daha küçük göstermek için modaya uygun V yakalı elbiseler, V yakalı üst ve etek veya bol pantolonları tercih edin. Eğer üst küçük alt büyükse, yani armut vücutluysanız, boynunuzu kalın göstermeyen, omuzlarınıza uygun sizi dik gösteren kıyafetleri arayın. Üst için yuvarlak, oyuk yaka kesimleri, alt için de düz etek ya da normal kesim pantolonları seçin.

4. Kalça ve basenler
Büyük kalça ve basenleri kamufle etmek için, rahat pileli, bel kısmı büzgülü rahat etek ve pantolonlar tercih edilebilir. Modaya uygun, düz çizgiler yan cepli ya da cepsiz modeller seçin. Basenleri küçük göstermek için beli düz yarım ya da dizden hafifçe aşağıda pantolonlar arayın. Daha uzun ve zayıf görünüm için pantolonunuz ya da eteğiniz yere değecek kadar uzun olmalı.
Basenlerinizi daha fazla kamufle etmek için etek ve pantolon giydikten sonra kalçalarınızı örtecek kadar uzun bluz ya da bluzunuzun üzerine hjafifi dantel ya da örgü tunikler giyebilirsiniz. Kalçalarınızdan aşağısının çok fazla uzun olmamasına dikkat edin.

5. Kesim ve dikişileri inceleyin
Giysilerinizde, özellikle ceketlerde kare şekilli olanları ya da sıkı saran modelleri tercih etmeyin. Bunun yerine hatları hafif belli eden modelleri tercih edin. Elbiselerin dikişleri daha ön plana çıkartılmış olabilir.

6. Ayakkabıları unutmayın
Sadece elbiselerle zayıf görüneceğinizi sanmayın. Giysilerinizi belirledikten sonra ayakkabılarınızı deneyin. Özellikle ayaklarınız genişse ince şeritli ve düz sandaletler, ufak topuklu ayakkabılar giymeyin. Bunun yerine, kısa topuklu ya da üzerinde durabiliyorsanız yüksek topuklu ayakkabılar giyin. 5 cm'lik topuk ne giyerseniz giyin sizi daha ince gösterecektir. Ayak bileğinize dolanan ayakkabılardan, kare topuklardan uzak durun. Tüm bunlar sizi daha bodur ve bacaklarınızın daha kısa görünmesine neden olur.

Güzelliğiniz takıntı haline mi geldi?

uzellik_takintisi

Ayna hastalığı olarak da bilinen dismorfofobide kişi kendi vücudu ile ilgili sürekli eleştirecek birşey buluyor ve estetik cerraha koşuyor.

Güzel olmayı herkes ister ancak bu istek bir takıntı halini alır ve kişi kendinde sürekli kusur arayıp bularak mutsuz olmaya başlarsa... Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Teoman Doğan, 'kusursuz güzellik ' imajının yarattığı bir hastalık olan 'dismorfofobi' (halk arasında ayna hastalığı olarak bilinir) hakkında bilgi verdi.

Hastayı dinlemek gerekir
Op. Dr. Teoman Doğan 'ameliyat öncesi kişinin öyküsünü dinlemek çok önemlidir. Onu bize getiren nedenleri bilmemiz gerekiyor. Psikolojik durumu gerçekten çok belirleyicidir. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde yüzünden veya bedenindeki herhangi bir bölgeden utanan, bu nedenle çevresi tarafından alaya alınan kişilerin duygusal durumları çok hassas olabilmektedir'

Sık sık aynaya bakar
Dismorfofobi'si olan bir kişinin estetik operasyon sonrası alınan sonuçtan büyük olasılıkla memnun kalması da mümkün değil. Bu kişiler sürekli aynalarla yakın olmak isterler. Takıntılı derecede kendilerini inceleme halindedirler. Görünümlerinden hoşnut olmadıkları için de aynalara baktıkça depresif ruh halleri artar. Tam aksi de görülebilir. Kişi hiçbir koşulda aynaya bakmayı kabul etmeyebilir. Bu da hastalığın belirtilerindendir. Dr. Doğan'a göre, genellikle burnundan veya göğüslerinden şikayet eden bu kişiler kulaklarının veya kalçalarının büyüklüğünden de yakınırlar. Oysa aslında durum hiç de onların abarttıkları gibi değildir.

Ünlülere benzeme hayali
Hastalıkta sıklıkla rastlanan bir durum da kişinin kendine rol model olarak ünlüleri alması. Dr. Doğan, bu konu hakkında şunları söylüyor: 'Bu tip hastaların çoğu bir ünlüye benzemek istiyor. Bunun üzerinde durmak lazım. Örneğin, eline Angelina Jolie'nin resimlerini alıp gelmiş bir kadın hasta baştan ayağa Jolie'ye benzemek istediğini söylüyorsa burada bir problem vardır. Böyle bir durumda yapılması gereken kişileri psikiyatrlara yönlendirmektir.

Erkeklerden korkuyorum

korkakkiz Üniversite mezunu, yükseklinans yapmış, kültürlü bir genç kız. Aile tabusu yüzünden hiçbir erkeğe yaklaşamıyor.

Sevgili Güzin Ablacığım, ben 25 yaşında bir genç kızım.

Çocukluğumdan bu yana ailemin, özellikle de annemle ablamın baskıları altında yaşadım. Beni sürekli olarak erkeklere karşı uyarıyorlardı. Erkeklerin ne kadar kötü olduğunu, kadınlardan istifade etmekten başka bir şey düşünmediklerini, onlar için sadece cinselliğin önemli olduğunu, kadınları her zaman aldattıklarını dinleye dinleye büyüdüm. Ayrıca bana cinselliğin neredeyse ayıp ve utanılacak bir şey olduğunu aşıladılar. Bu nedenle de erkeklerden hep kaçtım ve korktum. Neredeyse erkek düşmanı oldum. İki yıl önce yüksek öğrenimimi tamamladım. Ancak ailemin uyarıları hálá sürüyor. Geçen yıl bir gençle tanışmıştım. Nasıl olduysa onunla arkadaş olabildim. Çok iyi bir genç. Beni çok seviyor ve çok düşünüyor. Ancak ona hiçbir şekilde yaklaşamıyorum. Bana dokunmasına, hatta öpmesine bile izin veremiyorum. Hemen tepki gösteriyorum. Tabii bu durum onu da üzüyor. Benden gittikçe uzaklaştığını hissediyorum. Ne yapmalıyım, nasıl davranmalıyım, bu halimi nasıl yenmeliyim? Ben erkeklere hiç yaklaşamayacak mıyım?

RUMUZ: ERKEK DÜŞMANI

Sevgili kızım, çocukluğundan bu yana ailenin seni erkekler ve cinsellik hakkında yanlış yönlendirmesi, bilinçaltında bir korku yaratmış. Bu bizde çok sık rastlanan bir durum. Böyle yanlış eğitilen genç kızların bir bölümü erkeğe öcü, cinselliğe ise korkulacak, utanılacak bir şey gözüyle bakıyorlar. Ve tabii bu yüzden de eşleriyle bile normal bir beraberlik yaşayamıyorlar. Evlilikte cinselliği, kadının erkeğin istekleri karşısında katlanması, boyun eğmesi gereken bir görevi olarak kabul ediyorlar. Hayatları boyunca orgazmı yaşamamış nice kadın var bu yüzden. Daha da kötüsü, bu yanlış bilgilendirme ve etkiyle, gencecik kızlar, eşleriyle gerdeğe giremiyor, vaginismus denen ve sıkça rastlanılan bir sorunla karşılaşabiliyorlar.

Senin bu durumun bilincinde olman, bu halinin kökeninde yatan gerçeği bilmen işini kolaylaştırıyor kızım. Bir psikologa gider, bunu anlatırsın. Eminim kısa zamanda seni bu sorundan kurtarır. Hatta kabul ederse, sevdiğin gençle birlikte psikologa gider, seni sevgisiyle nasıl bu saplantıdan kurtarabileceğini birlikte çözümlersiniz. Bu durumun çocukluktan bu yana yaşadığın baskıdan kaynaklandığını psikoloğa anlatırsınız. Eminim sana rahatlatıcı bir çözüm bulacaktır.Hürriyet

Kızlar neden pembe rengi sever?

kiz1 İngiliz uzmanlar kadınların neden pembe, rengi tercih ettiklerini araştırdı.

İngiliz Newcastle Üniversitesi uzmanları kadınların pembe, erkeklerin mavi rengi tercih etmesinin öğrenilen bir davranış mı yoksa genetik mi olduğunu araştırdı. Toplam 200 kadın ve erkeğe mavi-pembe tonlarından oluşan renk şemaları gösterildi. Her biri 250 farklı şemayı değerlendiren deneklerde kadınların daima pembeye yakın renkleri, erkeklerin ise mavi skalasındaki renkleri seçtiği görüldü. Araştırmacılar kadınların pembeyi, erkeklerin maviyi sevmesiyle ilgili şu açıklamaları yaptı:

Pembe: Olgun meyve..

İlk çağlarda kadınlar toplayıcılık yapıyordu. Meyvelerin olgunlaşıp olugunlaşmadığını anlamak için de kızarıklıklarına bakıyorlardı ve pembeleşmiş olanları topluyorlardı. Ayrıca çoğalmak için eş seçerken de yanaklarının pembe olmasına dikkat ediyorlardı. Çünkü bu, erkeğin sağlıklı olduğu anlamına geliyordu. İşte bu içgüdüsel tercihler pembe rengi çok sevmelerine neden oluyor.

Mavi: Avlanma havası

İlk çağlarda erkekler avcılık görevini üstlenmişti. Açık ve berrak mavi bir gökyüzü, avcılar için havanın avlanmaya müsait olduğu anlamına geliyordu. Bu durumda bereketli bir gün geçirecekleri inancı maviyi sevmelerini sağladı.