Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

BAKIMLI BAYAN

12 tane "kız" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"kız" tagli diger ogeler resimler , videolar

Bayanların büyük korkusu selülit...

Sellülit neden oluşur?

aggu

Sellülit’in en temel nedeni, kadın vücudundaki yağ tabakalarının yapısal özelliğidir. Yağ dokusu erkeklerde yatay, kadınlarda dikeydir. Bu dikey yapı, yağ hücrelerinin kolayca birleşip birikmesine, yoğunlaşmasına ve deforme olmasına yol açar.



İkinci bir neden, kadın vücudunun su toplama özelliğidir. Bu eğilim sonucunda yağ hücrelerinin içinde zamanla sıvı toplanır. Giderek yağ hücreleri sertleşir ve kalınlaşır.



Beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam, kahve, sigara ve bedenin duruş bozuklukları sellülit’in işini kolaylaştırırlar. Bunlar tek başına sellülit’e yol açmazlar ancak eğilimi arttırırlar.

Yüzümüzde Sivilceler neden çıkar nasıl kurtuluruz?

ERGENLİK SİVİLCELERİ NEDEN ÇIKAR?



Bir çoğumuzun başına dert olan “Akne” veya “Ergenlik Sivilceleri”, cilt hekimlerinin en fazla uğraştığı konulardan birisidir. Nasıl oluştuğu, nedenleri, önlemleri, tedavi olanakları konusunda inanamayacağınız kadar çok araştırma yapılıyor. Buna rağmen, dünyanın her yanından, her renkten ve her ırktan insanların % 85’i bu sorunla karşılaşmaya devam ediyorlar.



Akne konusu birçoğumuzun zihnini kurcalar, kimimizi isyan ettirir, şansımıza küstürür. Tam kurtulduğumuzu düşündüğümüz bir anda, yeni bir akne çıkar ve tekrar tadımızı kaçırır. Erkekler için tıraş olmak bir ızdıraba dönüşür, kadınları ise ne makyaj, ne şıklık ve takılar aknenin olumsuz görüntüsünden kurtarmaya yetmez!



Ergenlik sivilceleri çok yönlü bir konu, yazmakla tükenecek gibi değil. Aynı aknelerin kendisi gibi! Bugün, bu sorunun kaynağına gitmek, aknenin nasıl oluştuğunu ve ona yol açan nedenlerden söz etmek istiyorum. Tedavi olanaklarını ise haftaya anlatacağım.



Akne nedir?



Akne kısaca, kıl köklerinin ve cildimizde bulunan yağ bezlerinin iltihaplanmasıdır. Yağ bezlerinin en yoğun olduğu yerler yüzümüz, göğsümüz ve sırtımızdır. Dikkat ederseniz, sivilceler en fazla bu bölgelerde çıkarlar. Aknelerin oluşmasında birbiriyle bağlantılı dört aşamayı aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:



1. Aşama: Yağ bezlerinin salgıladığı “sebum” artar

2. Aşama: Artan sebum sonucunda kıl kökleri ve yağ kanalı tıkanır (siyah noktaları oluşturur)

3. Aşama: Yağ kanalı içindeki mikroplar ve bakteriler çoğalır

4. Aşama :Enflamasyon oluşur yani şişme, kızarıklık ve iltihaplanma baş gösterir.



Yağ bezlerinin salgısı arttığında, ciltteki gözenekler tıkanır. Bundan sonra gözenekler genişler ve koyu renkli bir görünüm alır. Buna “siyah nokta” veya tıptaki adı ile “komedon” adı verilir. Gözenekler genişleyince içlerinde kir, sabun, makyaj artıkları, yağ ve ölü hücreler birikerek tıkanır. Tıkanan gözeneklerde yağ hapsolur ve bu defa gözenekler şişer. Bu tipik akne tablosudur. Sonra ne olur? Akne eninde sonunda patlar ve içindeki yağ ile ölü derileri dışarı atar. Hepimiz biliyoruz ki, aynı anda birçok sivilce birden çıkar; biri patlarken, diğeri olgunlaşır, bir diğeri yeni başlar ...



Kalıtım ve hormonlar:



Akneye yol açan birçok etken sıralayabiliriz; Kalıtım, hormonlar, çevre kirliliği, stres, bazı ilaçlar, yanlış cilt bakım ürünleri, makyaj malzemeleri, ısı ve nemde artış gibi. Ancak bunların adının “Ergenlik sivilceleri” olması boşuna değildir. Gerçi bazı insanlarda ergenlikten çok daha önce başlar ve ergenlikten sonra da yıllarca devam eder. Buna rağmen, ergenlikle birlikte harekete geçen hormonlar, aknenin temel nedenleri arasında yer alırlar. Çünkü ergenlik döneminde sexüel hormonların üretimi hızlanır. Bunlar erkeklerde “androjenler” denilen daha ziyade testesteron ve androtesteron; kızlarda “estrojen ve progesteron” dur. Erkek vücudunda az miktarda da olsa kadınlık hormonları, kadın vücudunda da aynı şekilde erkeklik hormonları bulunur. Ciltteki uyum ve dengeyi bu hassas denge sağlar. Ne yazık ki çoğumuzda bu denge mükemmel değildir. Bu nedenle akneler, siyah noktalar kolayca ortaya çıkarlar.



Hormonal dengesizlikler ve değişimler, kronik akneden, adet döneminde bir kaç sivilce çıkmasına kadar değişebilen cilt düzensizliklerine yol açarlar.



· Nedenler arasında saydığım gibi, akneleri başlatan en önemli etken, ciltteki sebum yani yağ salgısının artmasıdır. Sebum’un sorumlusu, Androjenler adını verdiğimiz her iki cinste de bulunan, erkeklik hormonlarıdır. Androjenlerin yükselmesi gözeneklerin genişlemesine yol açar.



· Kadınlık hormonu olan estrojeni dengeleyen progesteron da bir bakıma aynı şeyi yapar. Adet dönemi yaklaşırken vücudun su toplaması, şişmesi, terimizin farklı kokması, cildimizdeki gözeneklerin büyümesi, yağlanma, siyah noktaların artması, yükselen progesteron hormonu ile ilişkilidir.



· Sinirli yahut gergin olduğumuzda neden sivilceler çıkar diye sorabilirsiniz. Bunun nedeni de aynıdır. Stres androjenlerden bazılarını yükseltir.



· “Polikistik over” hastalığı kadın vücudunun normalden fazla erkeklik hormonu üretmesine yol açar. Bunun sonucunda cilt çok fazla sebum salgılar ve akneler ile birlikte kıllanma da görülür.



· Bazen kadınlık hormonlarından östrojenin eksikliği, vücuttaki erkeklik hormonunu dengelemeye yetmez. O zaman da aknelerle karşılaşırız.



· Bazı durumlarda, tüm hormonlar normal olduğu halde vücudumuz erkeklik hormonlarına karşı aşırı derecede hassas davranır ve tepki verir. Sonuçta yine kıllanma ve akneler görülür.



Akne için hormon tedavisine nadiren başvurulur. Çünkü hormon seviyeleri genellikle ergenlik çağından sonra düzene girer. Ama gerekli görülürse, hormon tedavisi ile sebum üretimi normal düzeylere çekilir ve siyah noktaların oluşumu, bunların akneye dönüşmesi engellenir.


Akneli cilde nazik davranın:



Akne büyük ölçüde kalıtsal ve hormonal bir sorun olmasına rağmen tedavi edilebilir. En önemlisi akneli cilde baştan itibaren doğru bakım yapmaktır. Bütün bunları size haftaya yazacağım. Yine de birkaç temel kuralı burada hatırlatmak istiyorum.



§ Her şeyden önce, Akneli ciltlerin normal ciltlerden daha hassas olduğunu unutmayın. Bu nedenle aşırı soyucu ve tahriş edici uygulamalardan kaçınmaya çalışın.

§ Akneli ciltlerin yağlı olduğuna aldanarak onu nemsiz bırakmayın.

§ Kullanılacağınız tüm makyaj malzemeleri, traş losyonları ve nemlendiricilerin hafif, yağsız ve hatta “oil-control” yani yağ dengesini koruyan cinsten olmasına dikkat edin.


Aknenin hiçbir zaman tek bir nedene bağlı olmadığını söylemeliyim. Genellikle bir dizi fonksiyon bozukluğunun sonucunda, cildin dengesinin bozulmasıyla ortaya çıkarlar. Bu nedenle akneli cildi sadece doktorlara emanet edebilirsiniz.

AKNELİ CİLDİN BAKIMI



 

Sivilceli  cilt, normal ciltten daha hassastır.
13ghost
 

§         Cilt temizliğini önemseyin ama abartmayın. Akneli ciltlerin PH dengesi genellikle bozulur.  Bu dengenin yeniden kurulması  için PH 5-5 temizleyiciler kullanın.

 

§         Akneli ciltler için en uygun temizleyiciler, jel kıvamında olanlardır. Çünkü jel ciltten kolayca akar. Sabunlar suda o kadar kolay erimez. Ciltte artıkları kalır. Sonuçta siyah noktaların oluşmasına yol açar.

 

§         Siyah noktaların temizlenmesi yararlıdır. Ancak  cildi tahriş etmeden! Bunu da sadece deneyimli uzmanlar yapabilir.

 

§         Akneli cildin her zaman fırçalanması doğru değildir. Hasta fırçalamayı tercih ediyorsa,  sivilcelerin olmadığı zamanları seçmeli ve bu uygulamayı çok yumuşak hareketlerle yapmalıdır.

 

§         Sivilceleri kaşımak veya sıkmak yüzde kalıcı izler bırakabilir veya kılcal damar çatlamalarına yol açabilir.

 

§         Yüzlerinde akne olan erkeklerin, jilet yerine elektrikli tıraş makinesi kullanmaları gerekir. Jilet iltihaplı bir sivilceyi patlatabilir ve mikroplar cilde yayılabilir.

 

§         Elektrikli tıraş  makinesini kullanmadan önce, cilt kuru olmalı ve tıraş sırasında sivilcelere dokunulmamalıdır.Tıraştan sonra alkollü losyonlar yerine su bazlı  bir nemlendirici kullanmak gerekir.

 

§         Yağsız nemlendiriciler, akneli ciltleri sakinleştirir ve rahatlatır.

 

§         Yüzünüzü  yıkadıktan sonra, nemlendirici sürmek için 15 dakika kadar cildinizin kendine gelmesini bekleyin. Yeni yıkanan cilt gerildiği için, nemlendirici gereğinden fazla  emilebilir.

 

§         Akne ilaçlarını  kullandıktan sonra hemen makyaj yapmayın.  20-30 dakika  kadar ilaçların emilmesini bekleyin.

 

§         Cildiniz akneli ise, seçeceğiniz  makyaj malzemeleri daima  hafif ve yağsız olmalıdır.

Bayanlar vücudunuza yakışanı giyin

Vücudunuzun şekli nasıl olursa olsun, size yakışan bir tarz mutlaka vardır. İşte farklı vücut şekillerine göre giyim önerileri...k

Uzun ve inceyseniz
Bu vücut tipine sahip kadınlar hemen her şeyi giyebilirler. Üstte taşınması zor pek çok trend, bu vücut tipinde harika durur. Bu nedenle maceracı olup, değişik kombinasyonları rahatlıkla deneyebilirsiniz. Mesela sezonun dar jean'leri, aşırı cafcaflı baskılar ve üste yapışan jarse elbiseleri tam size göre. Peki nelerden kaçınmanız gerekiyor? Eğer göğsünüz küçükse, düşük kesimli üstlerden uzak duruyorsunuz. Ayrıca baldır hizasında biten kısa paçalı pantolonlar ve dirseğin biraz altında biten kol boyuna da dikkat. Bunlar çok kısaymışsınız gibi bir etki yaratabilir.

Kıvrımlı bir vücuda sahipseniz
Toplu kadınlar genellikle bol giysiler ve gösterişsiz renklerle vücutlarını saklamak eğilimindedir. Ancak bunun yerine üzerinize oturan, göğüs ve kalçalarınızı saran giysileri tercih etmekte fayda var. Vücudunuz kıvrımlıysa, sezonun trendleri tam size göre.

Armut modeliyseniz
Armut olarak tanımlanan vücut şekli, gerek Beyoncé, gerekse Jennifer Lopez sayesinde beğeni toplayan bir vücut tipi ve üstü ince ama basen ve poposu olan kadınları tarif etmekte kullanılıyor. Armut vücut şekline sahipseniz, kabarık eteklerden ziyade, üzerinize oturan ve düz inen etekleri tercih edin, özellikle çok yüksek topuklu çizme ve ayakkabılarla. Göğsünüzü ortaya çıkarmak için korse tipi üstler, oturuk ceketler veya önü açık bırakılmış bir bluzun içine giyeceğiniz balkonet tarzı sutyenler giyebilirsiniz. Evaze eteklerle boyundan bağlı elbiseler, yaz akşamları ve düğün gibi olaylar için yerinde bir seçim olacaktır. Ama fazla parıltılı kumaşlardan uzak durmakta fayda var, zira bunlara ışığı yansıtarak kıvrımlarınıza fazladan dikkat çeker.

Minyonsanız
Bu tip bir vücuda sahip olanlar için en önemli şey, giysilerinizin üzerinize oturmasıdır. Tek renk giyinmek ve koyu renkleri seçmek modern bir görünüm ve bütünlük sağlar. Minyonlara en çok kısa etekler yakışır. Bu nedenle bacakları ortaya çıkarmanın zamanı. Uygun çoraplar ve ayakkabılar boyunuzun da daha uzun görünmesini sağlar. Farklı renk ve tarzları bir arada kullanmak dikkati böleceğinden, sade modeller, tepeden tırnağa tek bir renk kullanımı ihtiyacınız olan bütünlüğü sağlar.

Hamileyseniz
Hamileyseniz, bol tunik ve elbiselerin altına saklanmayın. İyice açılıp saçılın da demiyoruz ama karnınızın şişkinliğini hafifçe belli eden giysiler şık duracaktır. Çapraz kesimler ve anvelop elbiseler gece giymek için uygundur. Ayrıca hamileliğin ileri safhalarında da giyilebilirler. Kısa üstlere fazla yanaşmayın. Bunun yerine karnınızı kapatacak ama saklamayacak uzunca üstleri tercih edin. Vücudunuza oturan bir şeyler giydiğinizde de, açık yakalı üstler giymeyin.

Yüzünüzdeki kırışıklıkları giderme yöntemleri...

Yorgun bir cilt, ince kırışıklıklar ve sarkmalar için mutlaka yapılması gereken şeyler vardır. Onları masajla yok etmeye ne dersiniz...krs

Başınızı dik tutun. Kollarınızı omuz hizasında kaldırın ve ellerinizi başınızın üzerine koyun. Baş parmaklarınızla başınızın arkasını bastırın, diğer dört parmağınız saç diplerinizin hizasında alın bölgesinde olsun. Şimdi dört parmağınızı, baş parmağınızın hizasına doğru baş derinizde kuvvetli bir basınç oluşturacak şekilde bastırın. Parmaklarınızı serbest bırakın ve aynı egzersizi üç kez tekrarlayın.

Önerimiz: Bu egzersizi haftada üç kez tekrarlayın. Bir ayın sonunda ilk değişiklikleri fark edeceksiniz.

Göz altı torbaları
Her iki baş parmağınızı ensenizin üst tarafına bastırın. Diğer parmaklarınızı göz hizasında şakaklarınıza koyun. Şimdi parmaklarınızı şakaklardan baş parmaklarınıza doğru yumuşak hareketlerle geriye doğru itin. Tüm parmaklarınız kulaklarınızın arkasında toplandığında 5 saniye boyunca iki baş parmağınızla ensenize kuvvetli bir baskı uygulayın. Daha sonra parmaklarınızı rahat bırakın ve egzersize yeniden başlayın. Aynı hareketi 3 kez tekrarlayın.

Önerimiz: Eğer bu egzersizi haftada 3 kez tekrarlarsanız, ilk sonuçları bir ayın sonunda almaya başlarsınız.

Göz çevresi

Her iki elinizi rahat bir şekilde ellerinizin üstü dışarıyı gösterecek şekilde şakaklarınızın üzerine koyun. Ellerinizi kulak hizasına doğru çekerken yüzünüzün gerginleştiğini hissedeceksiniz. Bu sırada gözleriniz sıkıca kapalı olsun, öyle ki, göz kapaklarınızdaki titremeyi hissedin. Gerginliği çözdükten sonra egreszisi yeniden tekrarlayın.

Erkek bebek neden iri doğar?

bebek001

Maaşallah!!!

Harvard Toplum Sağlığı Okulu ve İsveç’teki Karolinska Enstitüsü uzmanları tarafından yapılan araştırmada, erkek bebeğe hamile kadınların daha fazla enerjiye ihtiyaç duydukları için daha fazla yedikleri belirlendi.

Araştırmaya göre, erkek bebeğe hamile bu kadınlar, kız bebeğe hamile kadınlara göre, yüzde 10 oranında daha fazla kalori, yüzde 8 oranında daha fazla protein yakıyor, daha yüksek oranda karbonhidrat ile yağlı hayvansal ve bitkisel besinler tüketiyor.

Harvard’da görevli salgın hastalıklar uzmanı Rulla Tamimi, normalde bir erkek bebeğin kız bebekten daha ağır doğduğunu, elde ettikleri bulguların bunun nedenini daha iyi anlamalarını sağladığını belirtti.

ABD’de, hamileliklerinin 3 ile 6 ayı arasında olan 244 kadının yedikleri üzerinde çalışan araştırmacılar, erkek bebek bekleyen kadınların, muhtemelen cenin testislerinin salgıladığı erkeklik hormonundan dolayı daha fazla enerjiye ihtiyaç ihtiyaç duyuyor, bu da kadını daha çok yemeğe teşvik ediyor.

Bununla birlikte, erkek bebeğe hamile kadınların, bebeğin cinsinin annenin kilosunu etkilememesi nedeniyle, diğer hamile kadınlardan daha fazla kilo almadıkları belirtildi.

SEZARYEN, AŞIRI KİLO VE GEÇ ANNELİK, ÖLÜM RİSKİNİ ARTIRIYOR

dogbebeAmerika'da yapılan bir araştırmaya göre sezaryenle yapılan doğumlar artıyor. Bununla birlikte doğum sırasında ölümlerde de artış var. Buna sebep olarak ise sezaryen, aşırı kilolar ve kadınların 30'lu yaşların üzerinde anne olmaları gösteriliyor.



Sezaryenle doğum yöntemi Türkiye'de olduğu gibi dünyada da tartışılıyor. Doğum sırasında hayatını kaybeden kadınların oranı son yıllarda hızlı bir artış gösteriyor. Çünkü sezaryen sonuçta bir ameliyat ve her ameliyatın da bir riski var. Amerikan hükümetinin konuyla ilgili yaptırdığı bir araştırma artan ölüm oranlarını, son yıllarda çığ gibi büyüyen sezaryen doğumlarına ve aşırı kilolara bağlıyor. Associated Press'in görüşlerine başvurduğu doğum uzmanı Dr. Jeffrey King, artan ölüm oranında her iki faktörün de ortak payı olduğuna inandığını belirtiyor. King, yakın zamanda doğum sırasında veya doğumdan kaynaklanan ölümleri araştıran bir araştırma grubunu yönetmişti.



ABD Sağlık İstatistikleri Milli Merkezi'nin bu hafta yayınladığı bilgiye göre, her 100 bin canlı doğumun 13'ü maalesef annenin ölümü ile sonuçlanmış. 2003 yılında bu oran 12 idi. Yine de doğumdan kaynaklanan ölüm oranı Amerika'da, bebek ölümlerinden çok yüksek değil. 2004 yılında doğum yapan 100 bin Amerikalı anneden 679'u bebeğini kaybetti ki; bu trajedi 90 sene öncesi için çok daha büyüktü. Bu tarihlerde doğum yapan her 100 kadından 1'i doğumda hayatını kaybediyordu. California'da çalışan doğum uzmanlarının oluşturduğu bir panelin üyelerinden olan Dr. Elliott Main, sezaryenle ilgili şu değerlendirmelerde bulunuyor:



"Sezaryen, en nihayetinde bir ameliyattır. Diğer bütün cerrahi müdahalelerde olduğu gibi bazı risklerden azade değildir. Ve biz bunlardan yüzlercesini arka arkaya yapınca, tabii bunun da bir bedeli olacaktır." Aşırı kan kaybı, doğum kaynaklı ölümlerde en önemli sebeplerden biri. Bu da sezaryen doğumlarını en riskli grup yapıyor. Damar tıkanıklığı ve enfeksiyon da ölüme sebebiyet veren diğer risk faktörlerinden. Uzmanlar, şişmanlığın da başka bir etken olabileceğini söylüyorlar. Daha kilolu kadınlar şeker ve oluşabilecek diğer komplikasyonlara daha açıklar. Çünkü bunlardan dolayı daha büyük bir bebeğin normal doğumla dünyaya gelmesi zorlaşıyor. Doktorlar da bu nedenle sezaryene yönelmek zorunda kalıyor. Doktor King, art arda gelen bu olumsuz tabloyu gitgide büyüyen bir "kar topu"na benzetiyor. Diğer taraftan artık kadınların 30'lu yaşlarında anne olmaları da başka bir etken olarak ölümcül sebepler listesine eklenmiş.


ZAMAN

Doğum kontrol hapı mucizesi

do
Prof. Dr. Saffet Dilek, doğum kontrol haplarının kanseri önlediğini iddia etti
Mersin Üniversitesi (MEÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Saffet Dilek, gebeliğe karşı koruyan doğum kontrol haplarının birçok faydasının yanı sıra kanser önleyici özelliğinin de olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Dilek, yaptığı yazılı açıklamada, doğum kontrol haplarının adet sancılarını giderici, yoğun adet kanamalarını engelleyici özellikleri olduğunu belirtti. Hapların bunların yanı sıra, kanseri önleyici özelliği de bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Dilek, şunları kaydetti:

''Doğum kontrol hapı kullananlarda rahim kanseri, rahim içi kanseri, yumurtalık kanseri riskinde bir azalma olduğu biliniyor. Doğum kontrol hapları, temel olarak östrojen ve progestrojen olarak iki hormondan oluşuyor. Haplarda östrojenin daha fazla olduğu için bilinen yan etkiler de geçmiş dönemlere ait.''

Prof. Dr. Dilek, geçmişte 35 yaş üzerindeki kadınlara doğum kontrol haplarının, bu dönemde damar lezyonlarında ve yaşa bağlı kanser riskinde artış olması nedeniyle fazla önerilmediğini belirtti.

Giydiklerinizle zayıf görünmenin sırrı...

iysi
Kilo vermeyi bekleyecek kadar zamanınız yok mu? İşte ince gösteren moda ipuçları.

İyi görünmenin yolu sadece zayıflamaktan geçmiyor. Doğru kıyafetlerle daha zayıf ve daha ince görünmenin püf noktaları da var. İşte modacılardan daha zayıf görünmenizi sağlayacak 6 öneri..

1. Tek renk kullanın..
Gece mavisi, kahverengi ya da siyah gibi tek renk koyu renkli elbiseler giyin.. Bunun yanı sıra aynı rengin farklı tonlarını da birlikte giyebilirsiniz. Bej, deniz mavisi, mercan ya da teninize en iyi giden renklerde desenleri bulunan giysiler de olabilir. Eğer rengin sizi daha kilolu gösterdiğini düşünüyorsanız, elbise olarak sizde nasıl durduğuna da bakın.

2. Kumaşları doğru seçin..
Katı, sert ve ağır hatta yapışan kumaşlardan uzak durun. En iyi seçim hafif, yumuşak ve giydiğinizde vücudunuzdan kayan kumaşlardır. Amacınız vücudunuzun genel şeklini görmek olmamalı..

3. Vücudunuza göre ayarlayın..
Geniş omuzlarınız varsa, vatka ya da herhangi bir omuz aperatı kullanmayın. Kayık ve yuvarlak yakalı giysileri tercih etmeyin. Üstünüzü daha küçük göstermek için modaya uygun V yakalı elbiseler, V yakalı üst ve etek veya bol pantolonları tercih edin. Eğer üst küçük alt büyükse, yani armut vücutluysanız, boynunuzu kalın göstermeyen, omuzlarınıza uygun sizi dik gösteren kıyafetleri arayın. Üst için yuvarlak, oyuk yaka kesimleri, alt için de düz etek ya da normal kesim pantolonları seçin.

4. Kalça ve basenler
Büyük kalça ve basenleri kamufle etmek için, rahat pileli, bel kısmı büzgülü rahat etek ve pantolonlar tercih edilebilir. Modaya uygun, düz çizgiler yan cepli ya da cepsiz modeller seçin. Basenleri küçük göstermek için beli düz yarım ya da dizden hafifçe aşağıda pantolonlar arayın. Daha uzun ve zayıf görünüm için pantolonunuz ya da eteğiniz yere değecek kadar uzun olmalı.
Basenlerinizi daha fazla kamufle etmek için etek ve pantolon giydikten sonra kalçalarınızı örtecek kadar uzun bluz ya da bluzunuzun üzerine hjafifi dantel ya da örgü tunikler giyebilirsiniz. Kalçalarınızdan aşağısının çok fazla uzun olmamasına dikkat edin.

5. Kesim ve dikişileri inceleyin
Giysilerinizde, özellikle ceketlerde kare şekilli olanları ya da sıkı saran modelleri tercih etmeyin. Bunun yerine hatları hafif belli eden modelleri tercih edin. Elbiselerin dikişleri daha ön plana çıkartılmış olabilir.

6. Ayakkabıları unutmayın
Sadece elbiselerle zayıf görüneceğinizi sanmayın. Giysilerinizi belirledikten sonra ayakkabılarınızı deneyin. Özellikle ayaklarınız genişse ince şeritli ve düz sandaletler, ufak topuklu ayakkabılar giymeyin. Bunun yerine, kısa topuklu ya da üzerinde durabiliyorsanız yüksek topuklu ayakkabılar giyin. 5 cm'lik topuk ne giyerseniz giyin sizi daha ince gösterecektir. Ayak bileğinize dolanan ayakkabılardan, kare topuklardan uzak durun. Tüm bunlar sizi daha bodur ve bacaklarınızın daha kısa görünmesine neden olur.

Güzelliğiniz takıntı haline mi geldi?

uzellik_takintisi

Ayna hastalığı olarak da bilinen dismorfofobide kişi kendi vücudu ile ilgili sürekli eleştirecek birşey buluyor ve estetik cerraha koşuyor.

Güzel olmayı herkes ister ancak bu istek bir takıntı halini alır ve kişi kendinde sürekli kusur arayıp bularak mutsuz olmaya başlarsa... Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Teoman Doğan, 'kusursuz güzellik ' imajının yarattığı bir hastalık olan 'dismorfofobi' (halk arasında ayna hastalığı olarak bilinir) hakkında bilgi verdi.

Hastayı dinlemek gerekir
Op. Dr. Teoman Doğan 'ameliyat öncesi kişinin öyküsünü dinlemek çok önemlidir. Onu bize getiren nedenleri bilmemiz gerekiyor. Psikolojik durumu gerçekten çok belirleyicidir. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde yüzünden veya bedenindeki herhangi bir bölgeden utanan, bu nedenle çevresi tarafından alaya alınan kişilerin duygusal durumları çok hassas olabilmektedir'

Sık sık aynaya bakar
Dismorfofobi'si olan bir kişinin estetik operasyon sonrası alınan sonuçtan büyük olasılıkla memnun kalması da mümkün değil. Bu kişiler sürekli aynalarla yakın olmak isterler. Takıntılı derecede kendilerini inceleme halindedirler. Görünümlerinden hoşnut olmadıkları için de aynalara baktıkça depresif ruh halleri artar. Tam aksi de görülebilir. Kişi hiçbir koşulda aynaya bakmayı kabul etmeyebilir. Bu da hastalığın belirtilerindendir. Dr. Doğan'a göre, genellikle burnundan veya göğüslerinden şikayet eden bu kişiler kulaklarının veya kalçalarının büyüklüğünden de yakınırlar. Oysa aslında durum hiç de onların abarttıkları gibi değildir.

Ünlülere benzeme hayali
Hastalıkta sıklıkla rastlanan bir durum da kişinin kendine rol model olarak ünlüleri alması. Dr. Doğan, bu konu hakkında şunları söylüyor: 'Bu tip hastaların çoğu bir ünlüye benzemek istiyor. Bunun üzerinde durmak lazım. Örneğin, eline Angelina Jolie'nin resimlerini alıp gelmiş bir kadın hasta baştan ayağa Jolie'ye benzemek istediğini söylüyorsa burada bir problem vardır. Böyle bir durumda yapılması gereken kişileri psikiyatrlara yönlendirmektir.